İnceleme

TÜRKÇENİN DESTANI:DİVANI LÜGAT'İT-TÜRK

Mart 20244. Sayı4 dk okuma
Dergide okuMetne geç
KELİMELERE KULAK VERİN

Sesli okuyucu

Sesli okuyucu hazırlanıyor…

Fotoğraf:Asuman YILDIZ
Fotoğraf:Asuman YILDIZ

“Güzel dil Türkçe bize,

Başka dil gece bize.

İstanbul konuşması

En sâf, en ince bize.”

Ziya Gökalp’in gönül ikliminden damlayan bu dizelerin, bir dönemin başlangıcı olduğuna şahit olduk. Toplumun heyecanlarını, sevinçlerini, üzüntülerini aktaran dilimize sahip çıkmak için sevgi dolu bir sahiplenme isteğiydi. Bu dizelerden çok önce duymuştuk gür bir sesi Karamanoğlu Mehmet Bey’in haykırışlarında :“Şimden gerü hiç gimesne divanda, dergahda, bergahda ve dahi her yerde Türk dilinden özge söz söylemeye." Daha keskin, daha üst perdeden, daha bağlayıcı bir ifade kulaklarımızda çınlamaya devam etti. Ya daha önce?

Kaşgarlı Mahmut…İlk büyük ses ondan çıktı. Kadim uygarlığın kadim dilini, nesiller arası yolculuğa hazırlayan oydu. Bir milletin bedenine ruh veren ve köklerinin arzı endam etmesini sağlayacak kişi Kaşgarlı Mahmut olacaktı. Kültürün taşıyıcısı olan sözcükler, onun eseriyle yüzyılların badirelerini atlatacak ve Türk milletinin birliğinin kalkanı olacak, dili zaman yolculuğunun içinde sapasağlam ayakta tutacaktı.

Başladı yolculuğun ilk adımları!..

Türk halkının benliğinde yer eden sözcükler bir bir ortaya çıkarıldı. Bir hazinenin altın hükmündeki her bir sözcüğü özenle seçildi. Bunun için birçok yer gezildi, birçok kişiyle görüşüldü, detaylı araştırma yapıldı. Hazırlanacak olan, bir sözlükten ötesiydi. Türk halkının geleceğe dönük yüzünün hep parlaması için aslında bir ışıktı. Sonuçta toplumun hafızasının kitaplaşmış hali olacaktı. İnsanlar kendilerini bu sözcüklerle ifade edecek, her türlü anlayışlarını bu sözcüklere göre şekillendireceklerdi. Bunlardan daha önemlisi: Benlikleri kaybolmayacaktı.

Güçlü bir dilin koca bir sözlüğü oluşmuştu artık. Ansiklopedisi desem daha mı doğru olur? Evet, öyle aslında. Dünya edebiyatının başrol oyuncusu olan Arapçaya karşı Türkçe sözlük…Amaç aslında buydu. Türkçenin Arapçadan geri kalmayacak bir dil olduğunu göstermek ve Araplara Türkçeyi öğretmek maksatlı bir eserdi. Amacına da ulaştı Kaşgarlı Mahmut. Bu güzelim dil, başkalarına referans olurken kendi benliğini yüzyıllardır korumaya devam etti. Söz uçar, yazı kalır. Bir şaheser olarak kaldı hem sözlerimizde hem de yazılarımızda. Tercümanlığını yaptı yüreği yanık anaların, eşlerini

bekleyen kadınların, ülkeyi savunan erlerin, yiğitliği öğrenen balaların ve nicelerinin.

Büyük bir dil, Kaşgarlı Mahmut’un eseriyle artık güçlü hafızalarda terennüm etmeye başlıyor. Yunus Emre, ilahileriyle insanların gönüllerini ısıtıyor. Mevlana “Gel, ne olursan ol yine gel.”diyerek insanları birbirine kenetliyor. Sözcüklerin sihirli dokunuşları mesafeler aşıyor. Birbirine bağlıyor insanları ve hafızalardan silinmeyecek eserler meydana geliyor. Dağların zirvelerinden bir ses yankılanıyor “Ferman Bolu Beyi’nin ise dağlar bizimdir.” Büyüyor dizeler, insanları da büyütüyor haksızlığa karşı. Sözcüklerle yol alıyor her şey ve her şey bir intizam içinde hareket ediyor. İyi ki toplanmışsın bu sözcükleri bir araya. Selametler, hayırlar dudakların duası oluyor senin için. Ve devirler yeni eserler üretmeye devam ederken büyük sanatçılar bu toprakların bağrında büyüyor. Karacaoğlan, güzellemeleri söylerken senden esinleniyor. O koşuklar eklenmeseydi Lügat’e, insanlar hep eksik kalırdı. Bir büyük ağıt yakılırken Anadolu’nun bağrında, senin eklendiğin sagunun bereketiyle sesler daha tanıdık büyüyor. Toplumu şekillendiren, insanlara yol

gösteren savlar bugün seninle canlı birer varlık gibi etrafımızda dolaşıyor. Oğuz Kağan’ın heybetli duruşunu da seninle gördük, Alper Tunga’nın yasını da seninle sürdürdük.

Bakın yakınlarda bir ses:

“Uzun ince bir yoldayım/Gidiyorum gündüz gece”

Evet, çok tanıdık bir ses. Aşık Veysel bu zincirin halkasına dahil oluyor. Türkçenin o kendine has üslubuyla halkın gönlünde yer ediyor. Birçok sanatçının sesi daha yol buluyor, bu  koca iklimin değişik noktalarında. Dilin bağlayıcı, bütünleştirici etkisi bütün simalarda , dimağlarda yansımaya devam ediyor. Sözcüklerine sahip çıkan bu eserde yanık türküler, sevdalı maniler, ayrılığa dem vuran koşmalar söyleniyor.

Türk milletinin şahlanışı var bu eserde. Cihan devletinin sınırları çiziliyor bir haritaya. Türk’ün ayak sesleri bütün cihanı titretiyor. Sadece bir sözlük olarak kalmıyor, ansiklopedik bir esere dönüşüyor Kaşgarlı Mahmut’un yazdıkları.

Kaşgarlı Mahmut, Türklüğün sesi oldu. Dilin varlığının; insanın, milletin varlığına şahitlik edeceğini bildiği için hazırladı bu eseri. Sözcüklerin kaybolmasına, ölmesine mani olmak için büyük bir adım attı ve ondan sonra gelenler de bu izleri takip etti. Kültürüne,  vatanına, bağımsızlığına bağlı milletlerin; dil ile var olacaklarını bildiği için büyük bir istekle yazdı eserini. Ve nesillerin hem kültürlerini hem de millet olma özelliklerini, dili sağlam tutarak bugüne kadar gelmesinde büyük bir çalışmanın başrolünde yer aldı. Bize düşen ise dilimize sahip çıkıp onu en güzel şekilde kullanmaktır.

KALEMDAR · 4. SAYIBu yazıyı dergi içinde oku

Aynı raftan.

İnceleme arşivi
Fotoğraf: Nida GÜLIRMAK
Fotoğraf: Nida GÜLIRMAK
İnceleme14. Sayı

SUSKUNLUKTAN DİRENİŞE: TEK BİR MUHALİF

Zeynep Yiğit

Tek bir ses, koca bir grubu yanlışa sapmaktan alıkoyabilir mi? Bir grubu sürüye uymaktan kurtarabilir mi? Bugün Asch deneyiyle elde edilen bulgular tam da buraya karşılık geliyor.…

Yazıyı oku 5 dk okuma
Fotoğraf:Zehra TURKAY
Fotoğraf:Zehra TURKAY
İnceleme11. Sayı

HELAL GIDA VE SAĞLIKLI

Eren ŞEKERCİ

BESLENME: DİNİ VE BİLİMSEL BİR PERSPEKTİF Helal Gıda Nedir? Helal gıda, yalnızca bir ürünün içeriğiyle sınırlı olmayan; aynı zamanda o ürünün nasıl üretildiği, işlendiği,…

Yazıyı oku 3 dk okuma
Fotoğraf: Zehra ULUBABA
Fotoğraf: Zehra ULUBABA
İnceleme11. Sayı

GESİ BAĞLARI HİKÂYELEŞTİRİLMİŞ HÂLİ

Süreyya DOĞAN

1. Geleneksel Anlatı: Aileden Kopuşun Ağıtı Halk belleğinde en yaygın bilinen bu versiyon, genç bir kadının ailesinden koparılıp Gesi’ye gelin gitmesiyle başlar. Ulaşımın zor…

Yazıyı oku 2 dk okuma