
Yalnız başıma kalakaldım bir anda
Her şeyden iltica ederek geldim buralara
Her şey tek ve bir başına yaratılmış dururken
Benim de yalnız kalmam sorun muydu oysa?
Yalnız acı verecek bir durumun içerisinde kaldım
Yalnız kalarak yalın halde yaşayabilmekti belki de amacım
Bir oyun sandım yaptıklarımı ve yapacaklarımı da
Oyun oynarken insan mutlu olmaz mıydı?
Bizlere bu öğretilmemiş miydi hep?
Susam sokağı gibiydi bizimkisi de ama tek bir farkla
Mutluluk ismini vermiştik biz de kendi sokağımıza
Ama olmayan şeyin yazılması da ne kadar kolay oluyormuş?
Adı üstünde kalmıştı öylesine, garip halde.
Hüzün diyarlarında aylak aylak gezinirken
Kendime dair bir şeyleri aramaya başlarken
Gurbet hasretinde tek başıma kaldım aniden.
Denize vuran ışık huzmelerini izlerken bir taraftan da kendimi görüyordum
Hayatım bir film şeridi gibiydi o an, oturup izlenmesi kalıyordu geriye sadece
Yaşamıştık bir şekilde bu hayatı ama izleyebilecek miydik kendi hayatımızdan kalanları?
Sahile vuran geminin kaptanı olup çıkmıştım ben de en sonunda
Her şeyden sorumlu ve bir o kadar ne yapacağını bilmez çaresiz bir halde.
Kendimden kaçıp dinlenmek için durduğum duraktı kitaplar.
Öyle bir duraktı ki; öyle yabancı ve o kadar da tanıdıktı
Kitabın sayfalarını usulca çevirirken bile hayatımdan izler aradım
“Belki, tek değilim ben de” diye görmek istiyordum bazı şeyleri.
Ayrılık girdabına düşmüştüm bir kere
Nasıl olur da kavuşmayı düşler oldum hayalimde?
Gayret üstüne gayret verirken bazı şeyler için
Hayret duygusuyla nasıl kalamazdı insan?



