Hikâye

KENDİ KENDİME

Aralık 20232. Sayı4 dk okuma
Dergide okuMetne geç
KELİMELERE KULAK VERİN

Sesli okuyucu

Sesli okuyucu hazırlanıyor…

Fotoğraf:Naz
Fotoğraf:Naz

Annesi zorluyor: "Git de hayata karış!", "Git bir şeyler öğren!".Gidiyor Rabit'in yanına. "Bana öğret satrancı" Rabit öğretiyor. Rabit beyazı seçmek istiyor. "Hayır, İlk başlayanlar beyaz olamaz!"

"Olurum, işte."

Git diyor Rabit.

"Gitmem işte."

Rabit işine dönüyor.

Rabit'in işi mi vardı?

Hayır, o üniversite okumuyor muydu?

Hayır, bakkalı var onun!

"Olurum." diyor çocuk. "Ben siyah olurum.

Ancak bir gün seni yenersem beyaz hep benim." Rabit başlatıyor. "Kısa olanı oynayacaksın, yanlış yapıyorsun!"

Ne yani kısa derken kendisine laf mı çaktı? Bilmiyor muydu?

Onun adı piyondu.

Rabit benden kısa, bana laf sokuyor alttan.

Hayır, Rabit daha uzun.

Yok, ben daha uzunum.

"Çocuk, oyna!"

Annesi soruyor: "Nasıl geçti?"

Rabit bana satranç öğretti.

Babası soruyor:

"Çok erken öğrendim. İlk oyunuma göre çok iyiymiş!"

Palavra!

Kim dedi onu?

Babam mı hayır çoktan uyuyakalmış. Annem odada bile değil. Rabit mi acaba? O şimdi karısının yanındadır.

***

Okul bitti. Dôğrû Rabit'in dükkanına...

Bisküvi alıyor bir tane

Gel diyor çocuk, gel de boyunun ölçüsünü alayım.

Rabit oturdu karşıya.

Rabit niye bu kadar az konuşuyor?

Sevilmesinin nedeni bu mu acaba?

Ben çok konuşuyorum diye mi, hoşlanmıyor benden?

Beni cıvık mı buluyor?

Bisküvi yer misin Rabit abi?

Yemem!

Yemezsen yeme be!

Yine siyah taş. Bir oyun daha kaybedildi. Yeni öğreniyorum zaten.

Sen kaç yıldır oynuyorsun Rabit?

" 3 yıl oldu"

O zaten 3 yıldır oynuyormuş.

Ben bir anda nasıl o kadar iyi olabilirim?

Olmak isteyen oluyor ama.

Kim söylüyor bunu?

Eve gitti. Annesi yemek yapıyor.

Fasulye mi?

Sevmez ki.

Ama yiyecek.

Babası nerede, işi çok herhalde. Annesiyle oturdu yiyorlar. Çok güzel olmuş anne. Maksat annesi mutlu olsun.

***

Canı sıkıldı. Rabit'in yanına gitmek istiyordu. Ama Rabit'in işi vardır.

Ya kovarsa onu. Düşünüyor ama ne yapacağı belli zaten. Kovulacaksa da erken kovulsun.

Dükkanına gitti Rabit'in.

"Kolay gelsin Rabit".

Rabit de hiç okula gitmiyor herhalde.

Ama zaten burada çalışıyor ya, evine ekmek götürüyor adam.

Siyahı aldım. Geç karşıma diyor Rabit.

Tavır hep aynı.

Bu sefer kazanmaya çok yakındı.

Rabit bozuntuya verdi. "Aferin!" dedi.

Sanki üzgündü Rabit. Rabit üzülebiliyor muydu? "Kendini bu kadar üstte görme Rabit Efendi!"

İyice üzdü onu.

Günün kalanı güzel geçti. Yatarken aklına geldi. Rabit üzgünken onu daha fazla üzmüştü.

Vicdanı var mıydı kendisinin?

Bunu düşünüyorsa vardı. Yine kendini aklamanın bir yolunu bulmuştu.

***

Rabit okula gelmişti o gün. Pek keyfi yoktu sanki. Anlat dinliyorum seni... Rabit "Ben şu kızı seviyorum dedi....

Onun da sevdiği kızdı o. Git konuş o zaman.

Rabit yakışıklı. Herkes severdi Rabit'i. Bu soğuk nevalenin neresini seviyorlarsa.

Sen de onu seviyorsun ama.

Hayır, ben sevmiyorum kimseyi! Yalan, Palavra! Rabit mi söyledi onu? Hayır, kimin söylediği bariz.

***

Sınav oldular. Rabit kendisinden yüksekti. "Sen bu aralar çok boşluyorsun." dedi baba.

Hayır baba, elimden geleni yapıyorum.

Annesi tasdikledi.

Ama babasını.

"Rabit senden yüksek almış!"

O gün çok çalıştı.

Rabit'i geçmesi lazım.

Hırs yaptı. Diğer sınavda geçecek.

Niye, Rabit ile mi yarışıyordu sanki?

Onu geçmek mi lazımdı illa.

Onun için çalışıyordu sanki.

Başarılı olmayı da seviyordu ama bunun için azim eksikti.

Zaten Rabitle sevdiği kız beraberdi. Görmeye katlanamadı. Diğer sınavda daha yüksek yaptı ama yeterli değil. Satranç çalıştı bu kez. Bu sefer kazanacaktı. Çok çalıştı.

***

Rabit'in evine gitti. Evi çok güzelmiş. Karısı da çok güzel. Bu sefer kazanmak çok istedi. Canı gidiyordu. Kaybederse diye ödü kopuyor.

Kazansa ne değişecek ki. Ama kaybetse...

Hayır kazanmalıydı kesinlikle.

Bu sefer kanıtlayacak. Kendisi de özel bir insandı.

Sevilmeyi sayılmayı hak ediyordu. Kazanmak zorundaydı.

Ama kaybetti.

Ama neden ki, neden kaybetti?

Bu sefer çok çalışmıştı. Bir kez olsun kazanmak istemişti.

Yine olmadı, yine yenildi. O çok cevap vermek istediği soruda yanlış cevap vermişti ya.

O kadar canı acıdı.

Annesi ona başkasıyla karşılaştırmıştı ya, o kadar acıdı.

Sevdiği kız başkasını seviyordu ya, onun kadar acıdı canı.

Babası yeterli bulmadı ya kendisini, o seferki gibi acıdı.

Arkadaşları onu dışlamıştı ya, işte tam o kadar...

Bu sefer kendini kanıtlayacaktı hani.

Yine olmadı ki. Neyi eksikti onlardan, neyi yanlış yaptı? Hak etmiyor muydu? Layık değil miydi, insanların en sevdiği kişi olmaya? O kadar başarısız biri değildi ki.

O kadar sevimsiz de değildi. Çirkin de değildi. Ama neden bir şey de olsun, en iyisi olamıyordu?

Neden en değildi?

En yakışıklısı değildi. En başarılısı değildi. En sevilen değildi. Bir şeyde olsun ama olmadı işte.

Ona yenildi, sustu. Buna yenildi, kabullendi. Şuna yenildi, canı acıdı. Yine de sakinledi. Ama bugün başka, bugün bilinçaltının yarattığı adamcığa yenildi. Bugün kendisinde yenildi. Hiç bir şeyde en olmak kalsın, bugün en kendi bile olamadı.

KALEMDAR · 2. SAYIBu yazıyı dergi içinde oku

Aynı raftan.

Hikâye arşivi
Fotoğraf:İklil Naz AVCI
Fotoğraf:İklil Naz AVCI
Hikâye14. Sayı

SARI KARANFİL

Nida GÜLIRMAK

Uzakları bir sis bulutu kaplamıştı, ardından gelen acı koku genzini yakıyordu. Arnavut kaldırımlarda, festivalden kalan kırmızı, mavi ve daha birçok renkte balonlar vardı;…

Yazıyı oku 1 dk okuma
Fotoğraf: Sude Ceren AKPINAR
Fotoğraf: Sude Ceren AKPINAR
Hikâye13. Sayı

BİR TELEFONUN BÖLDÜĞÜ

Zehra TURKAY

Bir, iki, üç.. Köy minibüsünde ağır aksak ilerlerken bir yandan telefonumun şebekesini kontrol ediyor, bulacağım ilk sinyal ibaresinde eşime mesaj göndermek için hazır…

Yazıyı oku 7 dk okuma
Fotoğraf:Tesnim
Fotoğraf:Tesnim
Hikâye13. Sayı

ÖLÜMCÜL FARKINDALIK!

Ahmet TAĞMAT (Nafî)

Gecenin körü sabahın ilk saatleriydi, güneşin geceden hapsinin son demlerini alıyordu, gecenin kasvetinden güneşin yüz yıllık esaretinin bitişi ve Nafi' nin esaretinin son…

Yazıyı oku 4 dk okuma