Hikâye

SARI KARANFİL

Ağustos 202614. Sayı1 dk okuma
Dergide okuMetne geç
KELİMELERE KULAK VERİN

Sesli okuyucu

Sesli okuyucu hazırlanıyor…

Fotoğraf:İklil Naz AVCI
Fotoğraf:İklil Naz AVCI

Uzakları bir sis bulutu kaplamıştı, ardından gelen acı koku genzini yakıyordu. Arnavut kaldırımlarda, festivalden kalan kırmızı, mavi ve daha birçok renkte balonlar vardı; neşesini yitirmiş, sönmeye yüz tutmuş anılar gibi etrafa dağılmışlardı. Ufukta bulutların arasına saklanan güneş, yoğunlaşan sisi dağıtmaya çalışıyordu. Ama onun içindeki sis, henüz dağılmamıştı. Gökırmak nehrini karşısına alıp banka oturdu. Boylu boyunca çevreleyen demir parmaklıklar, nehri hapsetmiş gibiydi. Ardı sıra uzanan sıra dağlar hizasında akan nehir, yolunu bulmuştu. O ise yolunu bulamamıştı. Nehre doğru taşan ağaçlar kökleriyle sıkıca kavramıştı toprağı. Kestane ağaçları, çam ağaçları, ıhlamur ağaçları kendi kokularını etrafa yayıyordu. Hepsi kendi özünde, tabiatında hayatına devam ediyordu.

İnsan dışındaki bütün canlılar sakinliklerini koruyordu. Kuşlar dallarda cıvıldıyor, toprağa düşmüş yapraklar kımıldıyordu. Gözlerini tekrar ağaçlara çevirdi. Belki de kök salmak, nehir gibi akıp gitmek kadar basitti. Ama o, parmaklıkların gerisinde, zihninin odalarında kalakalmıştı. Tam o sırada, sıra dağların doruklarından kopup gelen sert bir dağ rüzgârı vadiye indi. Nehrin yatağından geçip yüzüne çarptı. Gökırmak'ın üzerindeki sisi ve Arnavut kaldırımlarda sıkışıp kalan o renkli balonları önüne katıp savurdu. Doğanın sakinliği yerli yerinde kaldı; o ise içindeki o bitmeyen endişeyle baş başa kalarak nehrin akışını izlemeye devam etti.

KALEMDAR · 14. SAYIBu yazıyı dergi içinde oku

Aynı raftan.

Hikâye arşivi
Fotoğraf: Sude Ceren AKPINAR
Fotoğraf: Sude Ceren AKPINAR
Hikâye13. Sayı

BİR TELEFONUN BÖLDÜĞÜ

Zehra TURKAY

Bir, iki, üç.. Köy minibüsünde ağır aksak ilerlerken bir yandan telefonumun şebekesini kontrol ediyor, bulacağım ilk sinyal ibaresinde eşime mesaj göndermek için hazır…

Yazıyı oku 7 dk okuma
Fotoğraf:Tesnim
Fotoğraf:Tesnim
Hikâye13. Sayı

ÖLÜMCÜL FARKINDALIK!

Ahmet TAĞMAT (Nafî)

Gecenin körü sabahın ilk saatleriydi, güneşin geceden hapsinin son demlerini alıyordu, gecenin kasvetinden güneşin yüz yıllık esaretinin bitişi ve Nafi' nin esaretinin son…

Yazıyı oku 4 dk okuma
Görsel:Yapay Zeka Tasarımı
Görsel:Yapay Zeka Tasarımı
Hikâye11. Sayı

YOL 9

Tesnim ÇELİK

Önceki bölümden bir kesit (...) Hakimle arkadaşı eski günlere dair konuşmaya başladılar Musa da onları dinliyordu bir yandan da göz ucuyla çocuğu kontrol ediyordu. Askerlikten…

Yazıyı oku 5 dk okuma