
Pencerenin önüne geçtim, sağ yanıma çayı aldım
Demli demli yudumlarken sol tarafımı boş bıraktım
Erken gelen karı izliyorum
Sanki kaldırıma, ağaca, dağa değil de
Yüreğime yağmış, öyle üşüyorum
Her bir izde kararlılıkla bir şeyleri arıyorum
Aramakla bulunmaz diyorlar,
Belki de ben bulunmazlara vurgunum
Bu ahval daha ne kadar sürecek, yoksa kader kedere mi dönüşecek?
Hayat bilinmezler ve bulunmazlar içinde mi seyredecek?..
Tüm bu sualler içinde tek yanıt çınlar aklımda:
Yaradana boynumuz kıldan incedir, amenna!
Fakat susmaktan yoruldu içimdeki vâveylâ...
Yürümeyi yeni öğrenen bebekler gibi
Kalkıyorum, yürüyorum ve düşüyorum
Onlardan tek farkım,
Düştüğüm yeisten çıkamayacağım diye çok korkuyorum
Elimi her an tutana sığındım,
Açtıracağı çiçekleri düşleyerek sarsılmaz limanıma sarıldım
Yüreğimde açacak çiçek bahçesinin renkleri ve ferahlığıyla,
Temaşa ediyorum usul usul yağan karı zevk-ü sefayla
Birbirine değmeden yere doğru süzülen ve emsali olmayan kar tanelerine
Ve tanelerin birleşerek örtü gibi etrafı sarmalamasına hayretle;
Yavaş yavaş hayatın inşa edileceğine dair büyük bir işaretle;
Gecenin ardından gündüzün, kışın ardından baharın geleceğine ümitle;
Beni en iyi bilene teslimim her zerremle…



