
Bir deniz var içimde,
Ne dalgası dinmiş ne kıyısı
Her bakışımda kaybolurum
O engin maviye
Sanki sonsuzluk, ellerimden tutmuş,
Beni hep daha derine çağırır vaziyette.
Gün batımları konuşur benimle,
Sıcak bir fısıltıyla:
"Her batan güneş bir hikaye taşır,
Ve her hikaye yarım kalır"
O hikayelerde ben varım,
Adımlarımdan yankılar,
Gözlerimden düşen gölgeler.
Yıldızlar sıralanır gecemde,
Her biri bir hayalin anısı
Onlar, zamanın sessiz tanıkları,
Kaybolmuş bir haritanın izleri.
Yollar yürüdüm, taşlı ve kavisli,
Ayak izlerimden yankılar.
Bazısı umutla dolu
Bazısıysa gölgeye karışır durumda
Her adım bir soruydu aslında,
Cevaplarını bulamadığım,
Ama yine de sormaktan vazgeçmediğim.
Zamanın kıyısında beklerim,
Bir dalganın beni çağırmasını
Ne gemi oldum ne liman,
Sadece bir yolcuyum,
Kendi denizimde savrulan.
Her rüzgar, başka bir yöne taşır beni,
Ve ben, kim olduğumu yeniden ararım.
Hayat dedikleri, belki de bu:
Bir rüzgarın saçlarına dokunuşu,
Bir yaprağın sonsuzluğa savruluşu,
Ve insanın kendini hep
Bulmaya çalışması.
Ama ya zaman?
Zaman, hep aynı kıyıda oturur,
Sessiz ve sabırlı
Ne konuşur ne el sallar,
Sadece bekler,
Bizim onu anlamamızı.
Ve deniz…
Deniz, içimde büyüyen bir yankı,
Dalga dalga genişleyen bir sessizlik
Her damlasında bir düş gizli,
Her tuzunda bir gözyaşı.
Ve onun fırtınasında,
Kendimden kaçmaya çalışırım
Ama deniz,
Beni hep geri getirir,
Çünkü nereye gitsem,
O içeride kalır.



