
Bir perdeye sarılmış uykumu
Şemsin keskin pençeleri söküp alıyor üzerimden
Bir serinlik hissetsem de
Midemden gelen bulantı, ağzıma doluyor
Ve kusuyorum rüyamdan kalan ne varsa.
Şafak sökmüş, mızraklar göğü yükseltir olmuş
Kulağımıza Medine’den bir güfte dokunmuş
Ama tül perdeye aldanmış nefsimize
Üç düğüm çoktan atılmış.
Bir serhadde terk edilmiş ruhumu
Hayatın müzmin dikenleri yaralıyor derinden
Bir kesik hissetsem de
Damarlarımdaki kan gerisingeri akıyor, damlamıyor dışarı
Ve atıyorum gönlümün mahfuz olduğu sandığı, yüreğimden
Saat iki, sabah hiç olmadığı kadar yakın
Kalbimize Aşkın Sahibinden (c.c) bir neşter vurulmuş
Ama ufukların tecavüzüne uğramış hayallerimize
Nefs-i emmare set kurmuş.
Bir terkibe sarf edilmiş kutbumu
Sahifelerin nefis kokusu terk ediyor birden
Bir gariplik hissetsem de
Sevdamız aksimizi değil, aksimizdekini saklıyor bağrında
Ve yırtıyorum ciltlerce hurufiyatı, ilmi müktesebatı
Okuduğum bütün makattaat, unutulmaya mahkum.
Gözlerimize En Sevgili (s.a.v) Mirac’a uzanan bir seyahat sunmuş
Ama imtihanların sahteliğine aldanan idrakimizi
Basit mülahazalar yerden yere vurmuş.



