
Şehrin Müslüman kadınlarından zarafet akıyor
Ve bütün kirli oluklar utancından yerle yeksan.
Hayat bu denli kısa ve secde niçin uzak
Babamdan miras kalmış nükleer harabeler
Usturamda kendine yer edinmişken
Meraksız bir sesle konuşur kanser;
İçimdeki çiçeği sulayan yılan.
Güzün yüreğine kavruk bir vahşetle çöken
Namaz vakitleri hakkıyla susan hüzün
Şarkılara hınzır bir aşkla tekrar dolarken
Bir yâr görmek bin türlü belaya düşmek demektir!
Yüreğim dostlarını sırayla alıyor karşısına,
Şakağımın altında yatan harabe kentlileri.
Gülmek denirken gülüşmek denirken gülümse denirken
Çirkef bir kadın belgesi, devrimciyi bombayla tanıştırır;
Tülbent en güzel ahengi taşır anaların sırtında,
Boynuna bakarak çizdiğimiz çarşıyı kimse bilmesin
Cami kutularında kendine yer bulmak için dinlenir
Ve inatla sallanır rüzgarın bencil urgan bağı
Bir bakır çarşısı henüz Rabbiyle hesaplaşmış değil.
Taş yollar kadar eski olamaz kefeni dikili bir kadın
Titreyerek verilen sözü tutmak için dile yeni girmiş
Dinsiz bir kelimeyle ahbaplık etmenin utancını taşıyoruz:
Nasip diyoruz sonra adına; bir dost, bir düşman
Hangi kolları boynuma dolayacak kaderin taşları
Gökyüzü de yalnızlar için bir cennet ama
Kadın ne güzel bir canlıdır Ana olduğu zaman.



