Deneme

BANA NE?

Ocak 20258. Sayı5 dk okuma
Dergide okuMetne geç
KELİMELERE KULAK VERİN

Sesli okuyucu

Sesli okuyucu hazırlanıyor…

Fotoğraf:Yaren KASIMOĞLU
Fotoğraf:Yaren KASIMOĞLU

Üç maymun sembolünü hepiniz bilirsiniz. Bu maymunlardan birisi kulaklarını, diğeri gözlerini, öteki de ağzını kapatır. Bu sembolün altında yatan düşünce ise,

Mizaru: Kötü gözle bakma

Kikazaru: Kötüyü dinleme

İwazaru: Kötü söz söyleme

Bu düşünce şeklinin VIII. yy.da Hindistan'da ortaya çıktığı, Budist rahipler aracılığıyla önce Çin'e sonra da Japonya'ya geçtiği sanılıyor. Hindistan'daki kökeni ise “Görmezsek, işitmezsek, konuşmazsak, şeytan da bize dokunmaz; işimize karışmaz.” şeklinde özetlenebilecek “Vadjra” düşüncesine dayanıyor. Öyküsü şöyle:

''Çok eski zamanlarda bir dağın yamacında iyi ve akıllı bir maymun kral, diğer yamacında da şeytan yaşarmış. Kralın çok yaşlı ama çok da akıllı üç danışman maymunu varmış. İnançlarına göre öbür yamaçta yaşayan şeytanı gören ve sesini duyanlar sonsuza kadar lanetlenip taş kesilir, maymun krallığı da felakete uğrarmış.

Bu üç danışman maymun bir gün kralları için tepede nadide çiçekler ararlarken çalıların arasında bir hışırtı duymuşlar. Merakla çalıları aralayıp baktıklarında şeytanla yüz yüze gelmişler. Şeytan çirkin sesiyle çığlıklar atmaya başlamış. Maymunlardan birincisi görmemek için gözlerini kapamış ama şeytanın sesini duymuş. İkincisi kulaklarını kapamış ama o da şeytanı görmüş. Üçüncüsü ise hiçbir şey yapamamış, şeytanı hem görmüş hem de sesini işitmiş, bu ölümcül sırdan kimseye bahsetmemek için hemen ağzını kapamış. Kalplerinin taşlaşacağını bilerek ormanda dalları yere değen bir söğüt ağacının altına gizlenmişler. Gece yarısı bu sırrı kimseye söylemeyeceklerine söz vermişler.”

O günden sonra insanlar ne zaman gözlerini, kulaklarını ve ağzını kapatmış üç maymun görseler anlamışlar ki onlar şeytanı görmüş ve duymuşlardır ama korkudan bunu bir sır olarak saklamışlardır.

Elleriyle gözlerini, kulaklarını ve ağzını kapatan üç maymun sembolü bizde ''üç maymunu oynamak'' deyimiyle bilinir. Ancak bizdeki anlamı bu felsefenin tamamen uzağında. TDK'ye göre bu deyimin dilimizdeki anlamı, “gördüğü ve duyduğu bir olay hakkında görmemiş, duymamış ve söylememiş olduğunu belirtmek, gerçeklere gözünü kapatıp başını derde sokmamak, doğruları dinlemeden ve söylemeden kurnazlıkla aradan sıyrılmak.” şeklindedir.

İşte günümüzde karşılaşılan problemler, haksızlıklar, yanlışlar karşısında üç maymunu oynamak olağan hale geldi. İnsanlığın en önemli manevi hastalıklarından birisi de “neme lazımcılık.” Gittikçe yalnızlaşan ve bireyselleşen insanoğlu birbirine sevgi ve güven duygularını tamamen kaybetti. Schopenhauer’in dediği gibi “Büyük beyinler mutluluk peşinde koşsaydı insanlık olarak hiçbir ilerleme sağlanamazdı.” Ne var ki günümüz insanı kendi küçük dünyasında mutlu ve huzurlu olmayı yeterli zannetti. Büyük sorumlulukları ve fedakârlıkları küçük mutluluklara feda etti. Tamamen ferdi mutluluğa odaklanmış insan, bunu sağlayabilmek için toplumsal ve dini vazifelerini göz ardı etti. “Ben kendimi kötülüklerden

koruyayım başkalarının ne yaptığı beni ilgilendirmez.” anlayışı kabul gördü. Hatta bunu bir meziyet gibi diğer insanlara yaymaya başladı. Çalışıyorsanız “Sakın etliye sütlüye karışma, başın ağrımasın; seni ilgilendirmeyen hiçbir şeyi görme, duyma, konuşma!” tavsiyelerini bolca duyar olduk. Çocuklarımızı bile okula uğurlarken “ Sakın başını belaya sokma, hiçbir şeye karışma!” tembihleri yapıyoruz.” Artık günümüzde önlerinde cinayet işlense veya bir kaza, şiddet olayı yaşansa kafasını çevirip bakmayacak veya sadece izleyecek bir güruh oluştu. İşin daha vahim olanı kaza, cinayet, şiddet gibi olaylarda bırakın yardım etmeyi, manzarayı videoya çekip sosyal medyada yayımlayarak bu durumdan maddi çıkar sağlayanları da sık görür olduk. Bir haberde, Sivas’ta soğuktan donmak üzere olan bir kedi termal suya ayaklarını sokmuş ısınmaya çalışıyor. Onu gören vatandaş acilen veterinere götürmek yerine boy boy fotoğraflarını çekip sosyal medyada yayımlıyor ve kedi, göz göre göre donuyor, kurtarılamıyor. Artık okullarda bile öğrenciler arasında çıkan kavgalarda öğretmen,“ Başım belaya girecek.” diye müdahale etmeye korkuyor. Peki, komşumuzun başına

gelen bir haksızlığa, iş yerindeki adaletsizliklere ya da sokakta gördüğümüz bir kötülüğe göz yummakla ne kazanıyoruz? Hiçbir şey… Ama çok şey kaybediyoruz, öncelikle insanlığımızı yitiriyoruz. “Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın.” anlayışına bağlanıyoruz o yılanın bir gün bizi de ısıracağını unutarak… Siz kendinizi ne kadar korumaya çalışırsanız çalışın bir toplum bozulmuşsa o çürümenin size de sirayet etmesi kaçınılmazdır.

Zamanının en kudretli padişahlarından Kanuni Sultan Süleyman'ın bir devletin yıkılması neyle olur? diye bir soruya kafası takılır ve akıl sahibi insanları makamına çağırtarak onlara sorar ama merakı dinmez. Zamanının evliyası olan Yahya Efendi’ye bir name gönderir ve sorunun cevabını ister. Yahya Efendi de bir küçük not yazar ve gönderir. Kanuni buna çok bozulur. Yahya Efendinin yanına gider:

-Biz sana çok değer veriyoruz ama sen bizim çok önemli bir sorumuza bile cevap vermiyorsun diyerek kırıldığını ifade eder.Yahya Efendi de:

-Padişahım ben cevabı yazdım okumadın mı?

-Okudum sadece “neme lazım” (Bana ne?) yazıyordu.

-Padişahım! İşte cevap odur. Bir devlette bana necilik artarsa o devlet yıkılmaya mahkûmdur.

Bu ibretlik olay da bize gösteriyor ki “beni ilgilendirmez “ mantığı toplumun da devletlerin de temelini dinamitliyor. ”Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır.” hadisini bilmeyen yoktur. Ancak dünyanın dört bir tarafında Müslümanlar soykırıma uğrarken katledilirken kişisel rahatlık ve mutluluğunun peşinde koşan, onca kan ve gözyaşına karşı üç maymunu oynayan büyük bir Müslüman kitlesi söz konusu. “Dünya yaşamak için tehlikeli bir yerse kötüler yüzünden değil, kötülüğe ses çıkarmayanlar yüzündendir.” der Einstein çünkü kötülüğü ortadan kaldırmak, bizim imtihanımız değil midir? Yine Peygamber Efendimiz : “Kim bir kötülük görürse, onu eliyle değiştirsin. Şayet eliyle değiştirmeye gücü yetmezse, diliyle değiştirsin. Diliyle değiştirmeye de gücü yetmezse, kalbiyle düzeltme cihetine gitsin ki bu imanın en zayıf derecesidir.” buyurmuşken sadece namaz kılmakla, hacca gitmekle, oruç tutmakla dini bütün bir Müslüman olduğunu zanneden zavallılar var. Yine Hz. Peygamber’i en çok etkileyen, onun saçlarının ağarmasına sebep olan ayetin Hûd

suresinde geçen,

“Emrolunduğun gibi dosdoğru ol” mealindeki 112. ayet olduğunu söylenir. Rabbimiz bize her şartta doğru olmayı, doğru yaşamayı emretmişken “Aman huzurum kaçmasın, canım sıkılmasın!” bahanesine sığınmak, dünya saadetini ebedi saadete tercih etmek demektir.

Evet, yanlışa, haksızlığa “dur!” demek , “Bu yaptığınız doğru değil, yanlış yoldasınız.” diye haykırabilmek zordur; cesaret ister, fedakârlık ister. Yalnızlığı, dışlanmayı, ötekileştirilmeyi göze almayı gerektirir. Çünkü susmadığınızda menfaatleri zedelenenleri, düzenleri bozulanları karşınıza alacağınız aşikârdır. “ Hak bildiğin yolda yalnız da olsa yürüyeceksin.” der Tevfik Fikret.

Bu yol taşlı, sarp ve çetin de olsa hesabını sadece Allah’a vereceğine inanan, dosdoğru, vicdan sahibi gönüllere selam olsun!

KALEMDAR · 8. SAYIBu yazıyı dergi içinde oku

Aynı raftan.

Deneme arşivi
İLAHİ KELAM'A HÜRMET: KURAN'A VE KUTSAL DEĞERLERE SAYGININ MÂNASI
Deneme14. Sayı

İLAHİ KELAM'A HÜRMET: KURAN'A VE KUTSAL DEĞERLERE SAYGININ MÂNASI

İkranur ÖZCAN

Kur’an-ı Kerim’e saygı duymak, İslam inancının ve Müslüman kimliğinin en temel yapı taşlarından biridir. Bu saygı, sadece fiziksel bir kitaba gösterilen hürmetin ötesinde,…

Yazıyı oku 5 dk okuma
Fotoğraf:Zehra Ulubaba
Fotoğraf:Zehra Ulubaba
Deneme14. Sayı

MEDENİYET DEDİĞİN TEK DİŞİ KALMIŞ CANAVAR

Zehragül GÖLCÜK

İçinde yaşadığımız çağı moderniyet ve medeniyet övgüleri ile yücelterek insanlığa iğreti bir hediye gibi sunan zihniyettedir nefretim. Ki bu modern dünya; her türlü iğreti sürece…

Yazıyı oku 3 dk okuma
Fotoğraf: Melike GÖKDUMAN
Fotoğraf: Melike GÖKDUMAN
Deneme14. Sayı

KENDİNE HAKSIZLIK EDİYORSUN

Gecenin Kemanı

Değerli okuyucu, selam. Bugün benim iç mülahazalarıma konuk olacaksın. Çünkü senden, klavyemden ve ekranımdaki ışıktan başka kimse yok beni dinleyecek bu gecenin karanlığında. Ben…

Yazıyı oku 2 dk okuma