
Bir güne daha güneş doğdu. Yavaş yavaş, Rab'bini zikrederek; lakin öyle bir yere doğarken zorlandı ki güneş, doğmak istemedi oraya o zulme şahit olmak istemedi.
Vaveylaları, feryatları, bomba seslerinin yankılarını...
Tanık olmak istemedi o vahşi zulme; parçalanmış hayatları, yüreği dağlanmış anneleri, ölen yavrusu kucağında semaya yalvararak ağlayan babaları, anne babasının vücudu yanında hiçbir şeyin farkında olmayan sadece mahzun yüreği sızlayan o minik bedenleri görmek istemedi güneş, doğmak istemedi o kan ağlayan coğrafyaya...
Filistin sokakları karanlık, yıkık, parçalanmış. Bir sessizlik hakim; ölmüş insanlığın ,vicdanın ,merhametin sessizliği ve bu canhıraş sessizliğin hissizliği...
Gökyüzü dayanamadı bu vahşete, yeryüzü tahammül edemedi. Dağlar yürütüleceğini, güneş dürüleceğini, yıldızlar dökülüp saçılacağını sandı bir anda.
Günlerdir devam eden bir katliam düşünün.
Uğruna akıtılan kan ile ağlayan Mescid-i Aksa'yı, her yıl kendi yurtlarından atılmaya zorlanan dini inanışlarını özgürce yaşayamayan, tüm insani haklarından muaf olan Filistin'i düşünün.
Zalimler usanmadı zulmetmekten ama Filistin halkı hiç fire vermedi direnişinden.
Ey İsrail, unutma ağlattın çocukların bir damla gözyaşı dahi senden daha mühim ve kıymetli!
Ey İsrail askeri karşındakilerin savunmasız kadın, erkek, çocuk olduğunu bile göre onları katledip bu vahşetle eğlenecek mutlu olacak kadar aşağılık ve rezilsin!
Meydana getirdiğiniz kan gölü elbet bir gün yutar sizi Kızıldeniz misali.
Hz. Musa yok diye sanmayın ki sonunuz uzaktır. Musa'nın Rab'bi mazlumun ,zulme uğrayanın yanındadır.
İşte o bize yeter;
O değil midir nice firavunlara boyun eğdiren,
Nice zalimin oyununu bozan,
Karun'u ve hazinesini yerin dibine sokan,
Ateş dolu bir hendekte İbrahim'ini yakmayan...
Annesinden babasına, gencinden yaşlısına hatta küçük çocuklara kadar sırtlanmış bir yük var omuzlarda.
O küçük çocukların ceplerinden düşmeyen sapan ve taşları, zalim İsrail askerinin kendi kirli mermisinden daha çok korku salar yüreğine.Ebabillerin de attığı taş değil miydi zalim topluluğu çiğnenmiş ekin tarlasına çeviren.
Filistin bir insanlık davasıdır. Din, dil, ırk ayrımı yoktur.Siyonist, ırkçı, emperyalist İsrail'in korumasız ve mazlum Filistin halkına uyguladığı insanlık dışı vahşetini; merhameti ve vicdanı olan herkesin kınaması, reddetmesi ve boykot etmesi gerekir.
Özellikle de Müslümanların katledildiği bir coğrafyada bizler İslam dinine müntesip olarak davalarını iddiamız kabul edip yaşantımıza entegre edebilirsek o zaman Müslüman kimliği daha farklı bir boyut kazanacak olması gereken minvalde ilerleyecektir.
İşte bunu bir başarabilsek, keşke bu yol üzere ilerleyebilsek, uyansak şu derin dünyevi uykumuzdan, şeytani arzu ve heveslerin tutsak edildiği bu nahoş zamanda hoş şeyler uğruna eda edebilsek söz ve davranışlarımızı.
Neden başımızı yastığımıza koyduğumuzda vicdanımız rahat olmasın.
Neden Filistin'e yapılan zulüm sosyal medyada 5-10 saniyelik karelerden ibaret olsun.
Neden artık bitsin dediğimiz vahşeti bitiren Selahaddin Eyyubiler, Ebu Ubeydeler olmayalım...
Bizler ne zaman pasif olursak o kadar aktif olur taş yürekli kalpsizler!
Unutma güzel insan senin bu davadaki ilken "Mazlumun sesi ol, umudu ol, Filistin'in direnişinin sembolü bulunduğun yerde sen ol."



