
Uhud'da kuşattılar bir kere evimi
Rahat uyumaz kuyularım çünkü
Camiler ölümleri paylaştı, biz sevdamızda inatçıyız.
Uhud kadar altın sundular hepimize
Şarkı kesilince kimse savaşmak istemiyor
Gümüş tepsiyle reddi beyan verdik bu teklife.
Kulağımda bir çiçekli küpe
Kefenle sözleştik akşam seması için
İçimdeki buruşuk kesiflik dokusunu satarken
Uhud büyüklüğünde altın bir secde kadar yakın cebimize.
Ciğerimde, geç açan çiçeği koklayacak yer yok
Sen okursun umuduyla alıp saklanılan kitap
Ne bilsindi gözlerindeki körlüğün dünyalık olmadığını?
Yokluğunda minareler tamir edildi,
Seni kendime karşı savunmak bir imtihandır
Bu kavvam tarihte dört gamı yanık aşk kokusu!
Avucum içinde kaybolan
Kendi canına kıyacak kadar cesur değil
Baktı olmayacak gibi yaşamak fendi
Yıldızların sayısınca-
Gitti
-aşık oldu
bütün intihar çeşitlerini yendi.
Sevgilimle kavvam bir kavga,
Tarihin meçhul sayfaları hakkında
Onun ve benim için doğmayan günleri karaladık
Kıvranarak yüzünü gizleyen sessiz fabrika bekçisi
Hakkını milyonluk araçlar savunurken
Gök açılsa ve onun yüküne denk bir çocuk doğsa
Hepimizin vatanı dünya dostu bir aşka tekerrür
Kimsenin toprağı başka diyara yazılı olamaz
Kendi ateşini çıkartmayan devrimin yüzüne de tükür.
Kibrin kesinlikle yasak olduğu bir yıldız keşfetmek
Her birimizin hayatında olması gereken mutlak maraz
Çileden çıkmamış taze bir devrim,
Yüreğini ağartmayan hiçbir davayı sevemezsin.
Sevgilimle tartışırken boynundaki insan gözleri
Yüküme elden ele gezen bir düşmanlığı dikiyor.



