
Efendiler!
Sizler huzur ile yaşarken kurduğunuz düzende
Sizin çarkınızda dişli olarak;
Korkuyorum ruhumu öğütmekten,
Ağır ağır ve gafil bir hâlde
Ekmek gibi tüketmekten.
Efendiler!
Sizler heyecanla koşarken olduğunuz yerde
Ayaklarınızın altına yüreğinizi sererek;
Ben, korkuyorum nefsimi putlaştırıp
Sizlerin huzurunda kasıla kasıla yürümekten
Kabil gibi vicdanımı gömmekten.
Efendiler!
Sizler ısrarla saatlerinizi tatil günlerine kurarken
Atlasvâri çalışmış gibi düşünerek;
Ben, korkuyorum vaktimi kumlaştırıp
Tane tane sahillerde ezmekten, sürmekten
Takvim misâli yaprak yaprak öldürmekten.
Efendiler!
Sizler bilâarzu nefes alıp ciğerlerinizi yorarken
İlk vaadinizi unutmuş gibi davranarak;
Ben, korkuyorum defterimin omuzlarımdan kesilip
Alnımda tabela hüviyetinde gezdirmekten
Münkir gibi yüzüstü ateşlere sürülmekten.
İşitin, işitin efendiler! Hitabım size ve sizdeki aksimedir!
Korkuyorum efendiler, korkuyorum.
Hakkım olmamasına rağmen korkuyorum.
Parmaklarımın ucunda kor rengi hakikat.
Ama yanıyor daha dokunamadan ruhum.
Korkuyorum efendiler, korkuyorum.
Yanmadan kül hâline gelmekten korkuyorum.
Siz de korkunuz, beraber korkalım.
Ve secde edelim yeniden
Her şeyin Asıl Sahibine (c.c)
Korkmadan.



