
Ne kadar da fazla düşünüyorum ve dertleniyorum ben, küçük dünyamın büyük sokağında.
Çağın ötesinde hissederim bazen burda. Herkes bir şeylerle uğraşıyor, iyi kötü çalışıyor, çabalıyor. Ya belki amacına ulaşıyor ya da ulaşamıyor. Her neyse ama yapılan her bir eylemin içinde yatan bir niyet, iyi bir niyet, kalıcı bir iz yok mu ya?
Yani hayalden öte, hedeften öte bir şey, bir gaye isteği, içinde hiçbir beklentinin, hiçbir çıkarın olmadığı, tüm insanlığın düşünüldüğü, onun için yorulan bir yürek, bir beden yok mu?
Açıkçası bunlar olunca ister ulaş ya da ulaşma gerisi pek anlam ifade etmez. Kendimi çok yalnız hissederim çok, küçük dünyamın büyük sokağında.
Göremem etrafımda bir ışık ama biliyorum uzakta birileri var böyle, geleceği için, gelecek nesli için, insanlık için, ülkesi için, inancı için dertlenen, bunları dert edinen birileri.
Tek bildiğim o birileri hep tek hisseder, bazen üzülür, gözyaşı döker. Çok yorulur, bunalır, göğsü daralır da asla vazgeçmez. Niyetinin de, gayretinin de neticesi belki onu memnun etmez ama pes etmez. Öyle bir gaye ki hiçbir şey engellemeye güç getiremez.
Hep böyle gayeniz olsun, gayemiz olsun Allah'ın izniyle; en büyük servetimiz, mirasımız olur bu. Aldatmanın olmadığı, hilenin olmadığı, yalanın olmadığı, adaletsizliğin olmadığı, zenginin üstün olmadığı, bakanların haddinden fazla para almadığı, ırkçılığın ve kibrin olmadığı, kalp kırmanın olmadığı, küçümsemenin olmadığı, tüm kötü niyetlerin olmadığı bir yol, tamamen samimiyetin ve samimi niyetin olduğu, Allah korkusu ve hesap gününe ait bir telaşın olduğu bir yol. Tamamen peygamberlerin taşıdığı her bir özelliğin olduğu bir yol ki onlar Allah tarafından seçilmişler.
Evet, peygamberler dışında hiçbir insan seçilmiş değildir, madem onlar seçilmişse tüm güzel huylar da onlarda mevcuttur, onlar ne güzel bir ışık olur yürüdüğümüz ve yürüyeceğimiz yolda.
Neyin doğru neyin yanlış olduğunu ayırt edeceğimiz, kimselere gerek duymadan ve kimsenin peşinden gitmeden sadece inandığımız yaratıcı olan Allah'a ve O'nun seçtiği nebilerine bakıp yolumuzu bulabiliriz. Bulabiliriz ama insanların yürüdüğü yol, yol değil. Bu gidiş hayır değil. Bugün yine dertli bir şekilde bakındım etrafa; gördüklerime ve zatı muhterem benliğime, nereye böyle dedim ve ekledim nereye kadar böyle? Gelecek olan ve bizleri bekleyen belliyken nereye? Yöneticilerimizden avamı nasa yani halka kadar adaletin ve ahlakın terazisi bozulur oldu. Enver Paşa'nın: "Herkes canımı sıkıyor; dost olsun, düşman olsun herkesin korkak, ödlek, tedbirli ve kendi menfaatlerini düşünen insanlar olduğunu görünce alt üst oluyor ve kendimi kaybediyorum. Ah, savaş çıksa mutlaka kazanırdık. Bakanlar Kurulu nota hazırlıyor ve müttefiklerin bunu kabul etmemesi için Allah'a dua ediyorum. İşte o zaman savaş çıkar; savaş yani Türkiye için hayat..." Dediği noktadayım. Tek başıma bir Enver Paşa gibi hissediyorum. Büyüklerimiz, küçüklerimiz vakitlerini işe yaramaz uygulamalar da öldürürken, liderlerimiz de buna izin verirken, adaletin terazisini
bozarlarken nasıl da ilerleyebiliriz? Bilmiyorum ama bildiğim tek şey benim ve başta söylediğim o uzakta olan birilerinin bu olanların aksine çok çalışması, çalışmamız lazım, peygamberlerin yolundan gidip, güzel ahlakı kıyafet olarak giyinip içini ilimle, bilimle, fenle doldurmalı ve hatta klasiğin dışına çıkıp koca evrende inançlı ve umutlu insanlar olarak söz sahibi olacağımız farklı alanlarda da çalışmalıyız. Buzullarda, okyanuslarda, yerin üstü kadar yerin altında da çalışmalıyız. Her şeye ve herkese inat, geleceğimiz ve gelecek neslimiz için, yarın ahiret günü Allah'ın huzuruna alnı ak bir şekilde, temiz bir şekilde çıkmak için, bu düzeni ve toplumu değiştirmek için ve Adı Güzel Muhammed'in sav: "İnsanların en hayırlısı insanlara faydalı olanıdır." dediği insanlardan olmak için her anımızın hakkını vermek ve her şeyin farkında olmak umuduyla...



