İnceleme

DİZİ GÜNCESİ:DAİLY DOSE OF SUNSHİNE

Temmuz 20245. Sayı4 dk okuma
Dergide okuMetne geç
KELİMELERE KULAK VERİN

Sesli okuyucu

Sesli okuyucu hazırlanıyor…

DİZİ GÜNCESİ:DAİLY DOSE OF SUNSHİNE

Daily Dose of Sunshine adlı film 12 bölümlük 2023 yapımı bir Kore dizisi. Dizi, bir psikiyatri koğuşunda meydana gelen olaylar hakkında iyileştirici hikâyeleri konu alıyor. Bir psikiyatri hemşiresinin gerçek yaşam deneyimlerine dayanan drama, hemşire Jung Da Eun’nun (Park Bo Young) hikâyesi etrafında dönmektedir. Bir üniversite hastanesinin psikiyatri bölümünde görevli hemşirelerin ekseninde; onların çevrelerindeki insanlarla (bölümdeki doktorlar, hastalar, hasta yakınları ve kendi aileleri) ilişkilerini irdeleyen gerçekçi bir yapım.

Jung Da Eun, çok hassas ve şefkatli bir karaktere sahip hemşiredir. Çalıştığı dahiliye bölümünün başhemşiresinin önerisiyle psikiyatri bölümünde çalışmaya başlar. Profesyonel bir hemşire gibi hareket etmesi istenirken o, her bir hastanın ayrı ayrı problemlerinin üzerine düşerek onların daha iyi olmasını sağlar. Bu durum serviste işlerin hızını yavaşlatırken bir taraftan da Park Bo Young’un hastalarla kuvvetli bağlar kurmasını da sağlar. Park Bo Young hastaların sadece tedavi ve bakımlarıyla ilgilenmez, her anlamda onları anlamaya ve yardımcı olmaya çalışır. Bu yüzden Da Eun ,hastalarla ilgili en ufak bir problem olduğunda kendini suçlar ve bunalıma girer. Özellikle çok değer verdiği hastası Kim Seo Wan için hastane dışında bile elinden geleni yapmıştır. Fakat Seo Wan’ın intihar etmesi Da Eun için bastırılmış duyguları konusundaki son damla olur. Bundan sonra onu, baktığı hastalarındaki gibi bir hastalık olan depresyon bekler. Ancak kendine yeterince özen göstermediğinden hastalık iyice ilerler ve annesi tarafından psikiyatri servisine yatırılır. Başlangıçta hastalığını kabul etmeyen ve ilaçlarını almayan Da Eun, zamanla durumu

kabullenir ve tedavi olur. Hastaneden çıktıktan sonra hemşireliğe devam edip etmeme konusunda çelişkiler yaşar hatta istifa etmeyi düşünür. Servis başhemşiresi Lee Jung Eun’un desteğiyle işine geri döner. Ancak akıl hastanesinde yattığını hastalar ve hasta yakınları da duymuştur. Böyle bir hemşirenin hastalarına bakmasını istemezler ve onun hastaneden kovulması için uğraşırlar. “ Aynı şeyleri yaşamış birisi hasta bakabilir mi? ” sorusu uzun bir süre tartışılır. Hemşire Da Eun, hastalığı ile mücadele ederken diğer taraftan toplumdaki önyargılarla da mücadeleye girişir.

Hemşire Da Eun’un hikayesi sadece akıl sağlığına odaklanmakla kalmaz aynı zamanda insan ilişkileri, empati, anlayış ve kendini keşfetme üzerine derinlemesine bir yolculuğa da dönüşür. İzleyiciye insanların iç dünyalarına nasıl anlayışla yaklaşılması gerektiğini göstermektedir. Her bölümde farklı bir hasta hikâyesiyle karşılaşacak ve onların yaşadığı duygusal yolculuğa tanık olacaksınız.

Her bölümde farklı vakalar işlenmeye çalışılsa da dizi ilerledikçe ilk bölümlerdeki karakterlerin birçoğu ilerleyen bölümlerde de yer bulmaya devam ediyor. Film boyunca çeşitli ruhsal hastalıkların belirtileri, tedavi yöntemleri örnek kişi ve olaylar üzerinden anlatılıyor. Bipolar, şizofreni, depresyon, panik atak, sosyal anksiyete , okb gibi pek çok rahatsızlıklar; yalnızca hastalar üzerinden değil diğer hastane çalışanlarının da hayatları üzerinden işleniyor. Çağımızda çoğu insanın mücadele etmek zorunda kaldığı psikolojik hastalıkları konu alan alanında yapılmış en iyi filmlerden biri. Psikolojik hastalıklara çok gerçekçi yaklaşılmış. Hastaların yaşadıklarının aynısını Da Eun’un yaşayıp atlatamaması ve bir süre tedaviye direnmesi gerçekçiliği arttırmış. Dizide bazı hastalar tedavi olarak, hastalıktan tamamen kurtulmadan, bununla mücadele etmeyi öğrenerek, zor sürecin ardından hayatlarına kaldığı yeren devam eder. Bunun amacı tabii ki gerçek hayatta aynı durumda olan pek çok hastaya ümit vermek, ilham olmak. Ama yola devam edemeyenler, tedavisi uzun sürenler de düşünülmüş dizide. Onlara da yalnız olmadıkları mesajı veriliyor.

Dizinin sadece Kore’de değil tüm dünyada bir tabu olarak kabul edilen mental sağlığa değinmesi bu filmi farklı yapıyor bence. İnsanlar yaşadıkları ruhsal sorunların ya farkına varmıyorlar ya da kabul etmek istemiyorlar çünkü bu tür rahatsızlıkları olanları toplum hala dışlıyor ve damgalıyor. Dizide başhemşirenin kardeşinin şizofreni hastası olması nedeniyle apartman sakinlerinin onu istemediğini görüyoruz. Dizinin bu kısmında mesaj çok güzel veriliyor: “Şizofren hastaları psikopat, katil değildir.” Bu hastalar düzenli tedavi gördüklerinde gayet rahat ve zararsız olarak hayatlarını devam ettiriyorlar. Çalıştığım bir okulda böyle bir hasta vardı. Aslında Türkçe öğretmeni olan, rahatsızlığı nedeniyle memur olarak çalışan birisiydi. Okulun fotokopi işlerinden sorumluydu ve son derece sessiz kendi halinde bir insandı. Kendisiyle birkaç kez konuşma imkânım oldu. Bana bir roman yazdığından ve romanı bitirdikten sonra bastıracağından, çok ünlü olacağından bahsetmişti. Tamamen hayal dünyasında yaşıyordu. Yani toplum içinde ve kendi geçimini sağlayarak yaşıyordu. Bence dizinin vermek istediği en önemli mesajlardan birisi buydu: Ruhsal

rahatsızlıklar her an herkesin veya tanıdıklarımızın başına gelebilir. Önemli olan bu rahatsızlıkları geçirenleri toplum dışına itmemek ve hayatlarını normal bir şekilde yaşamalarına imkan vermek, onları anlamak, empati kurmak. Verilmek istenen diğer mesaj da günlük hayatta, çalışma hayatında baskı ve mobinglere “Hayır!” diyebilmek, birilerini memnun etmek adına kendimizden fedakârlık yapmamak ve mutlaka kendimize özel zaman ayırmak.

Şu an dünyanın her yerinde bu sorunlarla boğuşan, bununla birlikte hayatına devam eden ya da durup nefes alan milyonlarca insan var. Bu filmde bahsedilen belirtileri gösteren çevremizde belki de onlarca insan vardır. Bu insanlar ya rahatsızlıklarının farkında değiller ya da durumu kabul edip tedavi olmaktan çekiniyorlar. 21. yüzyılda olmamıza rağmen terapi görenlerin “sorunlu, kafası bozuk, deli…” gibi damgalarla damgalandığı; toplumdan, çalışma hayatından soyutlandığı bir dünyada yaşıyoruz. Bu yüzden bu film mental rahatsızlıklar konusunda farkındalık yaratan oldukça cesur ve başarılı bir yapım. Siz de kendinizde ruhsal rahatsızlıklar konusunda farkındalık oluşturmak istiyorsanız mutlaka bu diziyi

izleyin.

KALEMDAR · 5. SAYIBu yazıyı dergi içinde oku

Aynı raftan.

İnceleme arşivi
Fotoğraf: Nida GÜLIRMAK
Fotoğraf: Nida GÜLIRMAK
İnceleme14. Sayı

SUSKUNLUKTAN DİRENİŞE: TEK BİR MUHALİF

Zeynep Yiğit

Tek bir ses, koca bir grubu yanlışa sapmaktan alıkoyabilir mi? Bir grubu sürüye uymaktan kurtarabilir mi? Bugün Asch deneyiyle elde edilen bulgular tam da buraya karşılık geliyor.…

Yazıyı oku 5 dk okuma
Fotoğraf:Zehra TURKAY
Fotoğraf:Zehra TURKAY
İnceleme11. Sayı

HELAL GIDA VE SAĞLIKLI

Eren ŞEKERCİ

BESLENME: DİNİ VE BİLİMSEL BİR PERSPEKTİF Helal Gıda Nedir? Helal gıda, yalnızca bir ürünün içeriğiyle sınırlı olmayan; aynı zamanda o ürünün nasıl üretildiği, işlendiği,…

Yazıyı oku 3 dk okuma
Fotoğraf: Zehra ULUBABA
Fotoğraf: Zehra ULUBABA
İnceleme11. Sayı

GESİ BAĞLARI HİKÂYELEŞTİRİLMİŞ HÂLİ

Süreyya DOĞAN

1. Geleneksel Anlatı: Aileden Kopuşun Ağıtı Halk belleğinde en yaygın bilinen bu versiyon, genç bir kadının ailesinden koparılıp Gesi’ye gelin gitmesiyle başlar. Ulaşımın zor…

Yazıyı oku 2 dk okuma