
Sen misin yoksa göğsümdeki eli yoklayan?
Bu yolu sizinle yürümeyeli uzun zaman oldu
Bırakılmış ruhun inine aşktan yorgun gül,
Bütün mezarlarda duyulmamış bir istek;
Söyle, neydi senin benimle işin?
Gençsin, her şey yapışır sana
Bağnazdır yüreğin yükseldikçe
Sarışın bir şairsin, küfretmeyi yeni öğrenmiş
Orduda kaçak var, evinde aşkı görmemiş.
Yüzünde ayrılık tümsekleri görünüyor
Taşlık bildiğim yoldan çekip dostu
Seninle omuz omuza ölmek için girdim savaşa
Senin ve sevgilinin yüzündeki dehşet kana bulanınca
Tüm tablolar boyasız sevilir oldu
Fırçalar yetimse fotoğrafın hükmü ne
Sen şairsin alışkınsın olur olmaz derde.
Öyle bakma, elimdeki kan senin yüzünden;
Yaşamak bitince tüm satırları yakmak
Bir temyizcinin gözüne nefreti atmaktır
Çünkü düşmese ömür ve ölüm ayakta durmasa
Yapılır mı cenazeler güzel bir söz ardından
En narin çiçeği bezeyip annelerin karnına
Akranmadan ağlayan hiçbir
Rıhtım razı değil vicdani mevzuya.
Anneye sorgu
Ellerimin en soğuk yanı çocukluğum
Üç beden büyük palto ve sözler sahibiyim bu kış.
Yutulamayacak kadar muazzam görünen,
Ah o milletimin gözündeki milin sebebi,
En güzel günahtır karşılıksız bir bakış!
Neden anne? sevgi sualsiz susmalı?
Her gördüğüyle izdivaç edemez mi insan
Kana bulanmış arsız bir isyan...
Yüzlere bakmadan, anlatıyor ve anlıyorum yüzleri
Hiçbirinde hakikat gözükmüyor
Gülümseyince ruhu aynadaki iblisin
Yetiş bana sevdiğim
Ben bekleyecek adam mıyım öcümü
Biri olursa sevdiklerim içinden sevgilim
Hatrı kalır ötekilerin ve ötemdekilerin?
En güzel doğru yalnız yaslanmaktır ağaca.
Gençler afili sözler harcıyor -aşkın utancı bundan
Dilimin ucuna gelen ne varsa senden-
Bakarım, gözlerinde bir ömür yaşanılacak kaç
Kaç kadın var?
Ötekine gülersem ayıp olur Allah'a
Sevginin birden çok derdi olmasa.



