
Rüzgâr hep aynıydı aslında.
Savrulan ya da filizlenen yaprağa, tene, sana, bana...
Esintisi, verilen manasıyla değişti.
Mana farklı, madde aynı. Hep aynı.
Rüzgâr, tene bir gün çok sıcak esti; saçlarının kıvrımında...
Gözlerim gözlerine dokundu ilkin,
belki de kalbim.
Ellerim dolandı sana değdiğinden.
Güneş çıktı gökyüzünde.
Gözlerin güldü, ben güldüm; sonra sen.
Ve ellerin, ellerim, ellerimiz...
Dudakların sarı sıcak renkte
Yüzünü okudum son kez.
Adını yazdım,
dudaklarının renginde bir laleyle.
Duydun ya da duymadın.
Ben, duydun saydım.
Tekrar tekrar gökyüzünden güneşi
Okudum,yazdım,yandım.



