
Ben geldim can yakınım, ben geldim kıble yanım.
İçli bir vaveyladır, bu ahval-i beyanım.
Yine hicran yine sen, yine bulanık keder.
Sevdanın diyetini, hep evlatlar mı öder?
Hasret ne yaman duygu, hasret katran karası.
Bir baba nefesiymiş, can evimin çırası.
Bir sûr sesiydi sanki uzaklara gidişin.
Sensiz bayramlar oldu, bana zulüm edişin.
Şu seki tahtın idi, tütününü sarardın.
Delinmiş ceplerinde, bozuk para arardın.
Düşerdim kanardım da, kül basardın yarama.
Yüreğinde kaldım ben, beni bende arama.
Koca çınarım benim, Süphan Dağı’m, Fırat’ım.
Senin koyu gölgende, verilmişti beratım.
Sevda bir cürüm olsa, ben müebbet alsaydım.
Kehribar gözlerinde, hep kilitli kalsaydım.
Acı libas kestirdin, o son seferden önce.
Dedin ki “yolum uzun, yolum kıldan da ince”.
Kaç kahrıma bedeldir, saçlarının aklığı?
Gülümse geçsin baba, içimin kuraklığı.
Çizgin çizgimdir benim, hiç sekmeyen pusulam.
Evladın olmak idi, dünyadaki hâsılam.
Hüküm sende hükümdü, karar sende karardı.
Çıkmaza düşen kalbim, gözlerini arardı.
Ey benim sıla düşüm, ey benim bayram yerim.
Şu üryan yüreğime, yokluğunu giyerim.
Durdu köstekli saat, kasketin benle yetim.
Varı yok ile şimdi ödemekmiş diyetim.
Ben perçemi dağılmış, bir çocuğum Kenan’da.
Senden mektup sayarım, güvercinler konanda.
Bir gün bari ömrümden, ömrün için çalsaydım.
Kehribar gözlerinde, hep kilitli kalsaydım.
Güneşe diş bilerdin, kavrulur iken tenim.
Şadırvan çeşmesiydin, oruç ağzıma benim.
Sen biraz kavuşmaksın, çokça da ayrılıksın.
Tenin toprak olsa da, bende hâlâ ılıksın.
Kalpte biriken tortum, ey benim dua vaktim.
Ben hayat tespihini, kayıp taneyle çektim.
Vururken yüreğime, ruhunun serinliği.
Çaldı diyemem seni, toprağın derinliği.
Bir zemheri devşirdim, külümden közlerimden.
Öpüp giden sen miydin, dün gece gözlerimden.
Suyu kesik çeşmemin, yosun bağlamış tası.
Sensin kadim şehrimin, kaybolan haritası.
Cümle hasret yükümün, alınmıştır darası.
Gelmedi mi omzuna, baş yaslama sırası?
Ellerin bir pranga, bileğimde bulsaydım.
Kehribar gözlerinde, hep kilitli kalsaydım.



