
Kimselerle öyle kimseleşmişim ki
kimsesiz bir yaprak olmuşum.
Yeni anladım.
Aynalara baktım.
Hem de çok kez.
Simam net, öyle parlaktı,
suydu adeta, akardı.
Şimdi fark ettim
elimdeki kırık aynayı.
Fark etmediğini fark etmek…
Ah yanılgılar.
Ah suya atılan taşlar.
Ah yaprağı yakan sonbahar.
Hayat bir rüzgâr.
Biz bir yaprak, naçizane.
Savruldukça savruluyoruz işte.
Ne olmuş?
Yaprak kırıkların arasına girmiş.
Bak şu işe.
Su gibi duru,
yaprak taze,
yemyeşil.
Öyle taze ki
filizlenmiş, kök verecek.
Rüzgâr; sorarım, söyle:
Körpe yaprak,
bu kez de savrulur mu?



