Deneme

NASIL BAŞLAMALI?

Ocak 202612. Sayı3 dk okuma
Dergide okuMetne geç
KELİMELERE KULAK VERİN

Sesli okuyucu

Sesli okuyucu hazırlanıyor…

NASIL BAŞLAMALI?

Yıllardır birçok şeye daha başlamadan hayatımı şekillendiren cümle bu sanırım. Şekillendiren diyorum; çünkü nasıl başlayacağımı bilmediğim ya da kararsız kaldığım birçok şeye hiç başlamamışlığım vardır benim. Ve bu "başlayamamışlığın" içimde bıraktığı, "Keşke başlasaydın, devamı bir şekilde gelir," düşüncesinin bende oluşturduğu; Türkçedeki kelimelerle bir türlü tarif edemediğim o duygu...

Teoman Duralı hocamın kulağımı çınlattığını duyuyorum. Cümleyi şöyle değiştirmek daha doğru sanırım: Benim Türkçe kelimelere olan yetersiz hâkimiyetimin sonucunda, bir türlü tarif edemediğim bir duygu.

Bugün hava karamsar gibi; evet, evet karamsar... Bulutlar alabildiğince griye boyamış kendini. Ama mesela insan düşünmeli; gökyüzüne, bulutlara bakarken dahi önce nereden bakmak istediğine karar vermeli. Önce güneşin varlığına ya da yokluğuna kanaat getirip, sonra bulutların renginden, şekillerinden bir düşünceye varmalı: "Sanırım bugün yağmur yağacak, bu havada uçurtma uçurmalı..." Ya da aklına güzel bir şiir gelmeli, Orhan Veli'nin şu cümlesi akla gelmeli: "Beni bu güzel havalar mahvetti." Ya da sadece bakıp başını çevirmeli.

"Başlamak bitirmenin yarısı," derler. Yarısı olan bir şeyi, nasıl düşünmeden yapılır?

Ortaokulda kompozisyon yazma dersinde Türkçe öğretmenimiz sıralar arasında dolaşırken, dersin yarısı geçmesine rağmen neden hâlâ başlamadığımı sormuştu. "Herkes gibi başlamak istemiyorum; ben daha ilk satırımı okurken herkesin dikkatini oraya toplamalı, cümlelerin devamında merak uyandırmalıyım," demiştim.

Bugün aradan geçen onca zamana, değişen onca şeye rağmen benim nasıl başlayacağımı bilememem hâlâ devam ediyor.

Şunu söylemek isterim: Yıllarca düşündüm, "Bunu neden böyle, bu süreç?" diye. Kendimce, kendime bulduğum birkaç cevabın arkasına sığınıyorum.

Ben bir şeyi yapmaya, okumaya, yazmaya... Başlamadan önce, o şey karşımdaki ne ise önce onu düşünürüm: Bu kişi bir insansa, benim için değerli birisi ise öyle kısa birkaç cümle ile geçiştirmek istemem. Duyguların kelimelerden daha [çok], yapılan eylemlerde olduğuna inanırım; kullanılan sözcüklerin derinliklerine, tabii bu sözcüklerin yanında karşıdaki kişinin hareketlerine...

Kısaca bir örnek vereyim. Günlük hayatta belki de sayısız "Nasılsın?" sorusuna maruz kalırız: "Nasılsın?", "Bugün nasılsın?", "Nasıl gidiyor?"... Ve kaçımız bu soruya düşünerek cevap veriyor ya da şöyle cevap vermiyoruz: "İyi, sen?", "İdare eder", "Aynı"... Son yıllarda kendimizden o kadar bihaber duruma düştük ki sorduğumuz soruların ne anlama geldiğinin farkını unuttuk. Kaçımız birisiyle karşılaştığında onun yüzüne bakıp hâl ve hatırını merak ediyor ya da hangimizin sorduğu soru, karşıdakinin nasıl olduğunu gerçekten öğrenmek ister düzeyde?

Birçoğumuz günlük hayatta bu sorunun tekdüze, sıradan, öylesine sormak için sorulduğunun farkındayız. O yüzden de karşımızdakine kendimizi anlatma derdine düşmeyip, kısa, pek de ruh hâlimizi yansıtmayan o cevaplarla anı kurtarıyoruz: "Aynı, sen?", "İdare eder"... Burada suçu herkes yanındakine, karşıdakine atacaktır belki: "O benim gerçekten nasıl olduğumu sorsaydı, ben de ona sorardım; o anlatmak isteseydi, ben onu dinlerdim..." Peki, biz iletişim kurarken karşıdaki kişiye bunu hissettirdik mi?

Halbuki hayatımızda tanıdığımız her insan birbirinden farklıdır; o yüzden her insanla konuşmadan, iletişim kurmadan önce nasıl başlayacağımız üzerine kısa bir düşünmeliyiz.

Peki ya sadece bir insanla konuşurken mi? Bir kitaba başlarken, mesela kapağı açarken; bir kediye bakarken, bir kuş sesi duyduğunda aynı hassasiyetle davranamaz mı?

Hüseyin BACAK

KALEMDAR · 12. SAYIBu yazıyı dergi içinde oku

Aynı raftan.

Deneme arşivi
İLAHİ KELAM'A HÜRMET: KURAN'A VE KUTSAL DEĞERLERE SAYGININ MÂNASI
Deneme14. Sayı

İLAHİ KELAM'A HÜRMET: KURAN'A VE KUTSAL DEĞERLERE SAYGININ MÂNASI

İkranur ÖZCAN

Kur’an-ı Kerim’e saygı duymak, İslam inancının ve Müslüman kimliğinin en temel yapı taşlarından biridir. Bu saygı, sadece fiziksel bir kitaba gösterilen hürmetin ötesinde,…

Yazıyı oku 5 dk okuma
Fotoğraf:Zehra Ulubaba
Fotoğraf:Zehra Ulubaba
Deneme14. Sayı

MEDENİYET DEDİĞİN TEK DİŞİ KALMIŞ CANAVAR

Zehragül GÖLCÜK

İçinde yaşadığımız çağı moderniyet ve medeniyet övgüleri ile yücelterek insanlığa iğreti bir hediye gibi sunan zihniyettedir nefretim. Ki bu modern dünya; her türlü iğreti sürece…

Yazıyı oku 3 dk okuma
Fotoğraf: Melike GÖKDUMAN
Fotoğraf: Melike GÖKDUMAN
Deneme14. Sayı

KENDİNE HAKSIZLIK EDİYORSUN

Gecenin Kemanı

Değerli okuyucu, selam. Bugün benim iç mülahazalarıma konuk olacaksın. Çünkü senden, klavyemden ve ekranımdaki ışıktan başka kimse yok beni dinleyecek bu gecenin karanlığında. Ben…

Yazıyı oku 2 dk okuma