
Bir deniz kokusunda saklı çocukluğum,
Yağan kar taneleri arasında,
Donan kaş ve kirpiklerin arasında,
Gülen gözlerde.
Buğulu bir seste saklı çocukluğum,
Sorgulamadığım onca gürültünün arasında,
Dünyanın en masum olduğu zamanda,
Sobada yanan kömürde.
Kırdığım taşlarda saklı çocukluğum,
Utanıp da saklandığım annemin eteğinde,
Taşa tükürüp elime koyduğum kınada,
Parlayan ayakkabılarda.
Özlediğim her günde saklı çocukluğum,
İlkokul öğretmenimin kokusunda,
Eve geç gitmenin korkusunda,
Kan kardeşlerimde.
Mahalle oyunlarında değil,
Omzumun hafifliğinde saklı çocukluğum.
Bir gün de olsa gitmek isterdim;
Doya doya sevebilmek için,
Doya doya gülebilmek için,
Daha çok yaşamak için
Kartopu savaşlarında.
Kıymetini bilemediğim her anda saklı çocukluğum,
İdrakine varamadığım vakitlerde,
Bir sohbet meclisinde, bir halkada,
Yokluğunun yara açtığı sinemde.
Velhasıl;
Büyüdükçe saklandı çocukluğum,
Unutmaya yüz tuttu anılarım.
Ve ben ne zaman bir koku, bir ses duysam,
Yaşaran gözlerimde hep çocukluğumu ararım.



