Söyleşi

5 Soru ile Üç Aylar:Röportaj

Yazar adı arşivde belirtilmemiş.

Ocak 202612. Sayı4 dk okuma
Dergide okuMetne geç
KELİMELERE KULAK VERİN

Sesli okuyucu

Sesli okuyucu hazırlanıyor…

Fotoğraf:Hakan ÖZTÜRK
Fotoğraf:Hakan ÖZTÜRK

Üç Aylar: Kalplerin Bahar Temizliği ve Manevi Yenilenme

1. Selamünaleyküm hocam. Peygamber Efendimiz (sav)'in "Recep Allah’ın, Şaban benim ve Ramazan ümmetimin ayıdır" buyurduğu Üç Ayların bizler için olan önemini, bugün okurlarımız için sizlerden dinlemek istiyoruz. Sizce bu mevsimin ruhu, modern hayatın koşturmacası içinde yorulan kalplerimiz için ne anlam ifade ediyor? Bu 'manevi iklimi' nasıl tarif edersiniz?

Ve aleyküm selam ve rahmetullah değerli kardeşim... Elhamdülillâhi Rabbi’l-âlemîn. Esselâtü vesselâmü alâ Rasûlihî Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ecmaîn.

Değerli kardeşlerim, sünnetullah gereği her şey yenilenmeye ihtiyaç duyar. Kâinatta bunu baharın gelişi ile temaşa ediyoruz. Üç aylar bizim baharımız, yenilenme sebebimizdir.

Nasıl ki yeşil yaprakların çıkması için kurumuş yapraklar dökülür ve bizler de bu yenilenmeyi hayran hayran seyredersek; bizler de bir ağaç misali yeniden yeşermek için duygularımızdaki o kuru yaprak yüklerini atmalıyız.

Zihnimizde olmaması gereken veya bilgi kirliliği olarak var olan fikirleri azim ve gayretle, Üç Aylar baharına uyum sağlayarak çıkarmalıyız ki; yeni ve yeşil yapraklar vermeye elverişli olalım.

Bu aylarda rahmet esintileri, en deruni hissiyat ehli olanlar tarafından hissedilebiliyor. Eğer bizler sadece okuyup duyuyor ancak hissiyattan mahrum kalıyorsak, öncelikle himmetimizi yükseğe çekme niyetinde olmalıyız. Efendimiz’in (sav) mübarek feminden dökülen; "Allah’ım! Recep ve Şaban’ı bizim için bereketlendir ve bizi Ramazan ayına ulaştır" duasını çokça yapıp, bu ayların bereketine talip olmalıyız.

2. Şaban ve Recep bizler için Ramazan’ın habercileri oluyor. Ancak bizler genellikle sadece Ramazan ayına odaklanıyoruz. Peki, bu ilk iki ayın önemi nedir? Ramazan’a hazırlık süreci için bu ayları nasıl değerlendirmeliyiz?

Recep ayı :Allah’ımızın ayıdır; yani sahibimiz olan Mevlâ’mız ile iletişim ayıdır. Her an bu sorumluluğu taşısak da Mevlâ’nın bazı zaman ve mekânlara yüklediği özel anlamları değerlendirmekle mükellefiz. Kullukta kemalat yolculuğuna talip olanlar için Rabbimiz ile iletişimin ilk basamağı, kusuru itiraf yani hakiki bir tövbedir.

Şehrullah ayında (Recep); ibadetimize, zikrimize ve ilim meclisimize perde olan her günaha tövbe etmeliyiz ki arınmış bir kalp ile kendimizi ve sorumluluklarımızı fark edebilelim.

Bu safiyetle Şaban ayına giren kullar, "Essalâtü vesselâmü aleyke yâ Rasûlallah" derken Muhammedî ahlak ile ahlaklanırlar. O salavatın içinde muhabbet-i Resul vardır. Muhabbet ise hal transferini ve değişimi gerektirir. Bu makam ancak temizlenenler içindir; çünkü günah kiri, bu duygular arasına giren bir perdedir.

Recep ayında manen arınıp Şaban ayında Efendimiz (sav) ile ümmetlik bağını güçlendirenler, Ramazan ayında ibadet sorumluluğunu yüklenirken o ibadetin hakikatini de görebilirler.

3. Günlük hayatın koşturmacasında ahiret hazırlığını ihmal etmek istemeyen okurlarımız için bu aylarda nasıl bir rutin önerirsiniz?

Bu aylarda ilmi müktesebatın (bilgi birikiminin) ziyadeleşmesinden ziyade, ruhun safileşmesini gaye edinen bir okuma programı yapabiliriz.

-Tövbe, zikir, kaza namazı ve sükût-u lisan (dilin korunması) gibi konularda ciddi kararlar almalıyız.

-Bu kararları uygulamak için bir defter tutabilir veya grup halinde çalışmalar yapabiliriz.

-Peygamberlerin kıssalarını ve Allah dostlarının hayatlarını okumak, olumlu duygularımızı kuvvetlendirir ve bize rehber olur.

4. Üç Aylarda ve özellikle oruç tuttuğumuz Ramazan ayında; fitresinden bayramına kadar güçlü bir dayanışma ve birleşme görüyoruz. İslam’ın bu "birlik ve beraberlik kültürü" hakkında neler düşünüyorsunuz?

İslam’ın muhatabı, ilk insandan beri hep "insan" olmuştur. İslam, insanı dünyevi refahtan ziyade ruhi huzura çağırır. Bizler hem dünyevi ihtiyaçlarımız hem de manevi kemalatımız için birbirimize muhtaç yaratılmışız. İslam; zekât, fitre ve hasta ziyareti gibi "isar" (başkasını kendine tercih etme) örnekleriyle bu fıtri meyillerimizi en güzel şekilde sistemleştirmiştir.

5. Üç Aylar kapımızdan girmişken, Bayram’a ulaştığımızda gönlümüzün de bayram etmesi için bizlere bu yolculuğun asıl amacını özetler misiniz?

Alvarlı Efe ne güzel ifade etmiş:

"Can bula cananı, bayram o bayram ola.

Kul bula Sultanını, bayram o bayram ola."

Kulun Allah’tan gafil olmadığı her an, kalbin bayramıdır. Gaflet bir uzaklık sebebi ise, bize düşen vuslat (kavuşma) sebeplerine sarılmaktır. Bizi Rabbimize yakın eden en önemli vesilelerden biri Kur’an-ı Kerim’i çok okumaktır. Kelâmullah’a her gün elimiz değer, gözümüz görürse gönlümüz de nasibini alır. İşte bu manalarla bayrama girersek "bayram o bayram" olur.

Rabbim cümlemize hakiki bayramlar nasip eylesin. Dua eder, dua beklerim. Allah’a emanet olunuz.

Bu değerli konuşma için sayın Zeyneb Sarıca'ya teşekkür ederiz...

Hazırlayan:Zehra Ulubaba

KALEMDAR · 12. SAYIBu yazıyı dergi içinde oku

Aynı raftan.

Söyleşi arşivi
BURADA O ESKİ BAYRAMLAR: HAYRİYE HANIM ile ESKİ BAYRAMLAR ÜZERİNE
Söyleşi13. Sayı

BURADA O ESKİ BAYRAMLAR: HAYRİYE HANIM ile ESKİ BAYRAMLAR ÜZERİNE

Düzenleyen: Zehra ULUBABA

Merhaba Hayriye Hanım, röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz. Bugün sizlerle eski bayramları konuşmak istiyoruz. İlk sorumuz; "Bayram" kelimesi sizin için ne…

Yazıyı oku 8 dk okuma