
İrem’den koşup gelen âhuya benzersin
Sen gibisi ya düşer ya düşmez cihâna
El değmeden öldürür âğuya benzersin
Milyon cân sıraya girer bir kaş çatmana
Tenin güneşten sıcak korkarım yakasın
Gözlerimden gönlüme yol bulup akasın.
Bakışın kirlenmiş benliğimi yıkasın
Bir bâde-i âşksın içsem kanamam sana
Gözlerin bir kınsız kılıç, her ân îtapta
Salar bir müptelâya ki bedenim hasta
Menzili sezilmez bir giz var bu hesâpta
Bilebilmeye koşarım doğru Rahmân’a
Nice Cennet’ler, sarâylar, gündüz-geceler
Gül yüzüne hasret kalmış hûri, periler
Yedi kat semâ döner ismini heceler
Görmesem zülfünü uğrar mıydım bu hâna?
Tâlîhim zebûnmuş, nazlı çıktın haylice
Çok âh ettim, inledim, çok yandım gizlice
Derdim dışa vurdu. Ne olur bu netice?
Gönül sarâyım aylardır gark olmuş kana
Güçlüydüm, hem ne mûteberdim senden evvel
Ya şimdi? Perîşân, vaziyetim müptezel
Sevdâya tutsak kıldın ey mehlikâ güzel!
Cehennem âteşine döndüm yana-yana
Sözlerin leblerinden bir tığ gibi düşer
Hece-hece darbeler, yüreğimi eşer
Değil mi âşk ile, ne ile yaşar beşer?
Mehlikâ’m! Sensin tabîbim, geldim dermâna
EBEDÎ der: Arzûm vasıl olmaktır sana
Vücûd bulup gelir mi hayâlim imkâna?
Mehlikâ’m, bırak şu nazı da gel îmâna
Ancak seninle erer kalbim itminâna
(16.02.2013)
İHSAN FATİH POLAT/ (OZÂN EBEDÎ)
ŞANLIURFA



