
Her ayrılıkta bir anı kalır geriye; kimisi bir şarkı bırakır sevginin en nahif hali kalmıştır kimisi gerisin geri tutunur o anıya geride yıkık bir kalp kalır.
Gerçeklikten uzak yaşama öyküsüdür. Hayatın içler acısı gerçeği budur. Yitip giden sevgilerin en gaddarı ve bi o kadar acının en tatlı halidir içindeki pişmanlıktan daha çok hatırlanmaya değecek yaşanmışlıklar olması... Acemi şair olan tayfaya biraz olsa da dizelerinde süslendirir acısını. Bu yer küre kalplerin en sancılı dünyası, ikili cephelerden oluşan dile vurulmuş mıh savaşları... Hayallerin varoluş sebepleri budur. Hayallerin içinde kendinin masum bir şekilde sevildiğinin bilinmesi, her şeyin mümkün olduğu yerde, tuhaf saplantılı bir hayal değil midir?
Hayır, hayır hiç de öyle değildir sayın okur. Kendi iç dünyamıza doğru başlayan, girişlerin en güzeli, gelişmelerin ise insan üzerindeki en olgun haline dönüşmesi... Ve sonuçta ise yıkık bir gelecek bırakmıyor. Aşk acısı, işte duyuların en hiddetlisi bu. Kendinin farkına varmak, başkasına gerek duymadan kendini türlü nedenlerden eleştirerek aslında vazgeçilmez olduğunun
nedenlerini sorguluyorsun. Kendini işte burda tanıyorsun. Bu acı öyle bir yerde nüksedilir ki zaman zaman ölüm bile varlığından kaçacak yer arar. İnsanı insan yapan duygu gün yüzüne çıkar. Sayın okur ben burda serkeş bir duygudan bahsetmiyorum. Adeta insanlığın kanıtını ispatlıyorum.
Farkında mısınız? Kaç şairin kahramanı olmuştur aşk acısı.
Gel gönlüm değsin arşın mihrabına
Başım ersin zavallı yalnızlığıma
Umut sadece sensin
Virane olmuş kalbimin bitmez tükenmez boşluğuna
Sevgilerimle



