
Yıkılıyor birer birer insanlık
Çığlık çığlığa koşuyor çocuklar
Duvar dibinde sinmiş gözyaşları içinde
Sorsak bilmez ya, yaşını,
Belki üç belki de dört…
Annesi yok artık ne de babası
Şehid olmuş bir enkazın altında
Yine de gülümsüyor o çocuk
Direniyorum, burdayım, vazgeçmeyeceğim…
Haykırıyor dünyaya
Elinde bir parça ekmek
Belki de ne zamandır tutuyor, bırakmıyor
Kıyamıyor da yemeye…
Şimdi gözyaşları içinde bakıyor göğe
Belki bir ah ediyor yağan karın üşüten beyaz rengine
Halbuki kar sevinçtir, Rahmettir başka diyarda
Burda ise ayazdır, ölüm soğuğudur
Bu yüzden o ışıldayan beyaz kara bile
Kara bir ölüm lekesi değer
Kırmızı bir kan…
Daha masumiyetinin doruklarında olan bu evlatlarımıza
Kurşun sıkan ana babalar var…
Ellerindeki parayı yatırıyorlar düşmanın bankasına
Alıyorlar o zehirli mallarını ve susarak söylüyorlar
Derin bir vurdumduymazlıkla
Öldürün kardeşlerimizi…
Biz, görmeyiz yaşadığınız zorluğu
Biz gafil ve sefil hayatımızı yaşamakla meşgulüz
Ölüm kapımızı çalana,
Düşman yanımıza varıncaya kadar
Anlamayız, düşünmeyiz
Bakmayın adımızın insan ya da Müslüman olmasına
Aslında bir timsahtan daha zalimiz ey dünya...



