
Bir gün döneceğiz.
Halep'ten ayrılanların
duvarlara yazdığı yazı buydu.
Suriye'den ayrılan çocukların
otobüsün camına yazdığı yazıda,
Filistinlilerin boynunda taşıdığı anahtarda da
bu yazıyordu.
Karabağ'daki Şuşalıların tapusunda da.
Fahreddin Paşa bu uğurda
ruhunu bırakarak ayrılmıştı Ravza’dan,
Son Osmanlı askeri Iğdırlı Hasan Onbaşı Kudüs'ten,
Abdulhamid Han Filistin'den...
Tüm ayrılışlarımız
bir gün döneceğiz muradı ileydi...
Biz Mekke’den de böyle garip ayrılmıştık da,
Dönüşümüz muhteşem olmuştu.
Bir gün geri döneceğiz
ve tüm İSLAM beldelerine
dönüşümüz muhteşem olacak.
Bir gün döneceğiz.
Önce geçmişimize, özümüze, aslımıza
dönecek, sonra tüm hasretlerimizi, özlemlerimizi, kırgınlıklarımızı,
yorgunluklarımızı alıp Halep'e, Hama'ya, Humus'a, vedalaştığımız yurtlarımıza döneceğiz.
Bir gün döneceğiz,
şenlenecek evimiz, barkımız,
düğün yeri olacak sokaklarımız,
göklere uçurtmalar salacağız.
Çocuklarımız korkmadan el sallayacak üstlerinde uçan uçaklara.
Yeniden top koşturacaklar sokaklarda.
Çitlerini tamir edip boyayacağız bahçelerimizin,
duvarlarını, tavanlarını yeniden onaracağız
evlerimizin.
Hasret gidereceğiz zeytin ağaçlarıyla,
selamlaşacağız göçmen kuşlarıyla.
"Yeniden doğduğumuz topraklara döndük." diye haykıracağız.
Yeniden anıları konuşacağız akşam sofralarında.
Evlerimizde bayram sabahları telaşları yaşanacak.
Halep'te tüm evlerin ışıkları yeniden yanacak,
sokakları bayram yeri olacak.
Camilerimizde yeniden ezanlar okunacak.
Bir gün döneceğiz.
Anonslar verilecek
şehrin meydanlarından:
"Ey insanlar, canınız, malınız, ırzınız emniyettedir."
Bir gün döneceğiz.
Yeniden toparlanıp,
Suriye'ye, Halep’e, Şam'a, Hama'ya, Humus'a döneceğiz.
Sonra varacağız o duvarların önüne.
Yeniden yazacağız:
"Bir gün geri döneceğiz demiştik ya,
döndük..."



