
Mezarlığın köşesinde göğe uzanan tenha ağacım şimdi
Seyreyliyorum ölümü an be an
İşte, kapıdan giriyor ölüm
Yolculanıyor bir baba, bir oğul, bir dost
Dudaklardan dökülüyor veda çığlıkları
Gözler bulutça konuşuyor
Aniden bastıran yağmur gibi aceleci ve çokça akıyor gözyaşları
İçine alıyor toprak, bağrından kopanı
Fanilikleri çarpıyor gözlerinin kıyılarına insanoğlunun
Kabullenemeyişlerin çaresizliği sarmış yürekleri
Ürkütüyor, titretiyor vücutları baştan ayağa
Hatıra defterinin onulmaz yapraklarına dönüşüyor
Ölüm eşdeğerdir artık kaybolan yaşamın adıyla kalanlara



