
Mahzun yürek kabul etmez artık tehir,
Semada yaratılıp arza indirilen şehir.
Kopardılar bizi bizden, verdiler bize zehir;
Çektiğimiz bu sılaya, vuslatındır panzehir.
En son elçinin sensin, ilk kıblegâhı,
Nice peygamberlerin tebliğ karargâhı.
Güzelliğin her gecenin vazgeçilmez mâhı,
Kadrini anlatırdı hep bu ümmetin Agâhı.
Sana nasıl meftun olmasın bu yetim ümmet?
Bağrında yatar nebiler, gösterilmez mi hürmet?
Ya Rab, şu ahir zaman kulların ister merhamet;
Biçare şekilde dileriz her an senden himmet.
Canlanınca aklımda kavuştuğumuz günkü sevinç,
Bir iman dolar yüreğime, birden olurum dipdinç.
Tüm cihan bir olup dövüp, etse de beni linç,
Yine de sana olan aşkıma son veremez bu bilinç.
İhya olur, mest olur sana bakan o gözler.
Bakmak için gerekir pak ve iman dolu özler.
Sana bakıp feyz alamayan gafil, nasipsizler,
Hak yolu bırakıp iblisin yolunu izler.
Devran değişir elbet bizden yana,
Son verilir bir gün coğrafyamda akan kana,
Ve yağar bir rahmet, ulaşır her cana,
İşte o zaman sığmaz sevincimiz mizana.
İsra ve Miraç hadisesinin şahidisin,
Dünyanın direği, güvenin yegâne ahidisin.
Kâinatın sırlarını saklayan gizemi lahidisin,
Her çetin zamanın en cesur mücahidisin.
Anka kuşu misali külümüzden doğacağız,
Üstümüzden şu ölü toprağı elbet kaldıracağız.
Her dem acı veren çıban başlarını kurutacağız,
O gün kederden değil, sevinçten ağlayacağız.
Kudüs, ey Kudüs, kalbimin attığı mekân,
Senden uzakken kaldım adeta lâmekân.
Bir kavuşsak ya, istemem tebdil-i mekân,
Çünkü sen cennete açılan bir camekân.
Sanma uzak düştüysek unuttuğumuzu seni.
Duymadın mı "Ayrılıklar sevdaya dahil" diyeni?
Affetmiyorum bunca hüznü bize reva göreni,
Bekliyorum, tek yürek halinde tekbir seslerini.
Anka kuşu misali külümüzden doğacağız,
Üstümüzden şu ölü toprağı elbet kaldıracağız.
Her dem acı veren çıban başlarını kurutacağız,
İşte o gün kederden değil, sevinçten ağlayacağız.



