
Gökler ve yer ikisi arasıdır dünya...
İnsan için ise yaşadığı yer ve mekandır.
Olaylar, olgular, duygu ve düşünceler birbirini kovalarken anlara teslim olmuş hayatlar...
Saatler ilerledikçe anlar geçmiş olur ve ahuzâr eder insan...
Zorluklar kolaylıklar birbirini kovalarken erdemli olmanın yollarını arar...
Zifiri karanlıklar içinde dünyaya bir ışık sızar, yükselir semadan bir sada.
Mutluluk ,huzur ,İnşirah iner sinelere. Vaveylalar yerini sükuta bırakır.
Gönülden seve isteye teslim olunur gelen nidaya. Çünkü ışık yayıldıkça aydınlanır, ayrıştırır, arındırır
iyiyi kötüden ,doğruyu yanlıştan ,şerri hayırdan...
Zihin ve yürek topyekûn içinde okuyup anlam arayışına yelken açar.
Savrulmalar, dağınıklıklar ,yönsüzlükler bir yol haritası ile rota çizer kendine.
Artık yol bellidir.
Gidilecek yer, varılacak yurt bellidir..
Esen rodosa, kükreyen dalgalara inat istikamet üzere dümeni kilitlemektir.
Kendinden aleme doğru bir yolculuğa başlar insan
Okuyup anlamak ve anlamlandırmak için. İçten dışa doğru çıtayı yükseltmek ...
Okunması gereken hakikatin aynasından yansıyan simgeler, tümel ve tikel sözler, deliller...
Yola konulan işaretler...
Yolcu gibi hissettiğin yolda, yol genişler bağrına basar seni.
Fıtrata uyumludur münevver sözler.
Bir rahmet yağmuru yağar cemre olup düşer toprağa...
Açar gönlünde sevgi, merhamet, iyilik ve hayır...
Sarıldıkça sımsıkı, kokusuna bezendikçe, nefes olup can verir, göze fer, ruha şifa, sadra merhem olur...
Bekler ve gözler gelen kimlerdir?
Gelene hoş geldin.
Dünya ve ahiret selametiyle. Gelmeyene dargın ve hüzünlü şikayetler...
Açarsa şerha şerha yürek sayfasını, konar üzerine o eşsiz huzuru bulduğu Mukaddes Kitabını...



