
İnsanın tebrik edilmeye, başarılarının onaylanmasına ihtiyacı vardır.
Bu yaratılış olarak fıtratına kodlanmıştır.
Onaylanma ve tebrik edilme içgüdüsü kişiye en yakın ailesi, sevdikleri ve değer verdikleri tarafından karşılık görülmediği zaman, kişi bu sefer dış çevre tarafından onay alma ihtiyacı hisseder.
Kendi içinde oluşan boşluğu başkalarıyla doldurmaya çalışır. Bu boşluk da onu popüler kültüre ayak uydurmaya ve modern olanı yaşamaya iter. Maalesef ,yaşamaya çalıştığı modernitenin kıskacının arasında olduğunu farkedemez.
İster ahlakî boyutlar çerçevesinde yaşansın, ister ahlak dışı olsun ki ahlak dışı olaylar toplumda yerini korumaya daha meyillidir; Kötülüklerin,yanlışların, olumsuz davranışların deşifre edilmesi;
ibret almaya değil örnek olmaya yol açmıştır...
İnsanlık tecrübesi aşikar ki bunu yansıtır .
Toplumda popüleritesini korumak isteyen şahıslar ahlak dışı tutumlar sergilemekten çekinmemekte hatta özendirme boyutuna bile ulaşmaktadır. En acı kısım ise yapılan bu davranışların insanlığa modernite olarak dayatılmasıdır.
Aile ortamını, ahlaki unsurları, dini boyutu tamamen ortadan kaldırıp zevk ,sefa ,arzu ve kendilerince popüler olmak için her türlü rüsva davranışta bulunmak ...
Çünkü modernite popülerliktir ,popüler olan modern olandır . 'Eğer modern olmak istiyorsan popüler gösterilen her şeyi sorgulamadan, eleştirmeden yapmak zorundasın' anlayışı hakimdir.
Ayrıca biz moderniteyi batının ayrılmaz bir parçası olarak lanse etmişiz kendimize.
Öyle zihnimize işlemiş ki bu; faydalı olanın, doğru olanın, insanlarca kabul olan şeyin batıdan geldiği kabul edilir. Halbuki doğru olan, hak olan, insanlık için faydası olan şeyler ne batıdan gelmiştir, ne de modernite başlığı altında batıdan gelen şeyler doğrudur .
Eğer bir şeyi modern başlığı altında değerlendirmek istiyorsak, değerlendirdiğimiz şey evrenselliğini korumak zorundadır. Sadece belli bir ülkeye, belli bir bölgeye ve beldeye has olamaz.
Ama günümüzde kabul görene baktığımız zaman sadece belli bir kesim tarafından tasarlanıp belli bir kesime hitap ettiğini görüyoruz.
Ses çıkaranların sesinin gitgide yükselmesi, susanların ise tam tersi içine kapanık bir yaşam tarzına muallak olması yaşanılan durumu daha vahim bir hale getiriyor.
Hakeza yapılan fiil ne kadar iğreti ve nahoş olursa olsun sonuçta modern kavramının çatısı altında ise bu takdir edilecek boyutlara ulaşıyor. Onların modern adletiği davranışları yapmadığın zaman, toplumun entel tabakasından sayılmazsın, eziklenirsin, küçük düşürülürsün çünkü sen onların dediğini değil kendi fikir ve ilkelerine sahipsin.
Topu topu bir avuç insanın yönetim yetkisine sahip olmasını sağlayanların, kaybedenler olması gibi üzücü bir tablo ile karşı karşıyayız... Ve bu tabloyu değiştirmek ve geliştirmek için elimden geleni yapıyorum cümlesinden bir hayli uzak olmak...
Kapitalist sistemi hayata modernite adı altında entegre ettiler. İnsanları kapitalizm kölesinin bir parçası olmaya o kadar alıştırmışlar ki işte bu yüzden moderniteyi de kapitalizmle içselleştirmişler.
Giyeceklerini, yiyip içecekleri şeyleri, alacaklarını kısacası yaşayacakları ortamı şekillendirmesini sağlayan moderniteyi kullanarak insanları kendisine muhtaç bırakmayı öğretmişlerdir. Toplum baskısı ve toplumdan dışlanma korkusunu göze alamayanlar ise mecbur kendisine dayatılan sistemin dışına çıkamayacak, kendi fikir ve iradesiyle değil, sistemin kendisine dayattıklarıyla yaşamına yön verecektir.
Kadının savunuculuğunu yapan moderniteye baktığımız zaman ise
kullanılan objelerin, resmedilen fotoğrafların, üzerine çalışılan fikirlerin yansıyan somut acı yüzü kadındır.
Kadını bu tarz şeylere alet eden zihniyettir modernite.!
Kadını değersizleştiren, kıymetli gibi gösterip kendi çıkarları doğrultusunda harcayan, üzerinden para kazanan, reklam yapan, söz ve davranışlarını kendi himayesi altına alan, kısacası kadını köleleştiren zihniyettir modernite... Öyle bir işlemişler ki bu kavramı, içselleşecek kadar... Yanlış olanın yanlış olduğunu kavrayamayacak kadar köleleşmiş bedenler...
Moderniteye göre kadın; modern olmalıdır, popüleritesini kaybetmemelidir, bu uğurda değerlerinden ahlaki kimliğinden, tercihlerinden feragat edip, aşağılık duruma düşebilir..!
Başkalarının ne düşündüğü önemlidir, onun düşündüğü değil.! Başkalarının çizdiği bir hayata mahkum olmaktan başka şansı olmayan popüler modern kadınlar...
Tüm bunlara rağmen topluma lanse ettikleri
"modern" kelimesi biz de asla olumsuz kavramları çağrıştırmaz. Entelektüelliği, kaliteyi, zirveyi, özgürlüğü, yansıtır.
Modern eğitim, modern kıyafetler, modern bir erkek, modern bir kadın, modern evler,
modern yiyecekler, içecekler, fikirler ....
Bunların hepsi bizim öz ve gerçek olan değerlerimizden uzaklaştıran, onların istediği gibi bir hayatı yaşamaya mecbur bırakılan, onların yazdıkları senaryoyu oynayan kişiler olmaya mecbur bırakıyor.
Modernitenin, dayatılan değerlerin İslam' la uyuşmadığını bilmek, değerlerimizin bataklığa sürüklendiğinin ön göstergesidir.
İslam kendi şahsına münhasır kadına yer ayırmıştır.
Kıymet verdiğimiz şeyler uğruna fedakarlık yapmazsak hayatımızın geri kalanında kıymet verdiğimiz şeylerin bize dayatılan olduğunun farkına varamayız.
Uyutulmuş bir nesil olmak, hele de uyutulmuş bir müslüman olmaktan O'na sığınırım...
Alıntılar, duyurular, eser-görsel alımları ve çok daha fazlası için bu yazıya tıklayın.



