
Kırmışlar kemiğimi usulca, birer birer...
Onları diken gibi cesedime koymuşlar.
Çığlıklaşır nabzımda kimim varsa; kadın, er...
Önümsıra hainler, ardımda eşkıyalar...
Bilmem ki geçip giden şu duraksız günleri
Bileğimden zincirli, kör, topal mı yaşadım?
Milletimin kanından su verilmiş hançeri
Kabuk tutmuş bağrımdan nasıl söküp atarım?
Düşman mı gerek bize böyle kirli meydanda?
Kazısa ya bir bela şu hırsını halkımın!
Hani ateş değildi maya ve öz insanda!
Nedir ya bu ahvâli tanıdık, yabancının?
Sen nesin insanoğlu; cin mi, kan mı, irin mi?
Bükse ya bileğini artık bir Şîr-i Yezdân.
Bu nasıl zaman, mekân; arâf yahut kabir mi?
Bitmeyecek gibi ye, ölüm yok gibi kazan!
Sihr-i şiir kaybolmuş altının şulesinde.
Gayrı aşkı ne için, hakkı nasıl yazayım?
Dehşetengîz fikirler yatarken gövdemizde
Yağmur olsam kime ne; neden, ne dem yağayım?



