
Hayallerim görüm, öngörüm size göre değil.
Benin cennet gördüğüm yerde, cehennem görür sizin gözleriniz.
Yıldızlara bir başka bakarım, ağaçlara ve kuşlara bir başka.
Serindir bana, ağustosta esen o ılık rüzgâr
Yanar içim, donarken bütün iyi niyetler, bir karanfil sokak ayazında.
Yabancıyım ben bu hayata.
Ne önüm, ne arkam, ne yanım dönük değildir, yobaza haine ve hırsıza.
Bir başkayım ben bir başka.
Abdal değilim, bir görünür bir kaybolurum sabahın erken ışıklarında.
Ancak yere bakarken yakalanır haksızlığa uğramış gözlerim.
Sırtınızdan tanırsınız dostluğumu ve dönerken dünya düzüne, hep terse gider ayaklarım.
Çarpar omuzlarıma bir duvar gibi, anlamsızca yaşayan güruh.
Çatık kaşlarıyla, haksızlığa boğarlar beni,
Yargılarlar, anlamadan, sormadan benliğimi.
Daha başlamadan kaybederim, bilmezler yetimliğimi.
Görürüm dünü, bugünü ve yarını.
En çok kendime kızarım, arayışlarla kaybederken günümü.
Daha ders almadan dünden, başlarım yarınlara.
Olmayacak düşler kurarım.
Bazen bir kahraman olurum, bazen ulaşılmaz mağarasında bir meczup.
Korkarım uzatılan elden, ararım huzuru yalnızlıklarda.
En çok umutsuzluk korkutur beni,
Kapatırsam ışıkları, ulaşamaz beklentileriniz bana.
Daha leb demeden anlarım yarımlığı ve dönerim sırtımı dünyaya.
Başlarım tekrardan yaşamaya kendimi.
Anlarsın ya bir tanem yabancıyım ben hayata bu gidişin yıkar beni.
Yokluğunu umursamam sanmıştım oysa kara günler için saklamıştım yüreğimi.



