
Sabaha karşı aklıma geldi yara.
Her gün aynada gördüğüm için aşina olduğum yerini kontrol ettim.
Yaram iyileşmek üzereydi.
Acısını hatırlamaya çalışırken buldum kendimi.
Gözlerimi kapatıp bıçağı düşündüm.
İçimde kalan öfke ve acıyı indirdim rafından.
Durdum.
Kalkıp aynaya baktım tekrardan.
Yüzümün kenarında duran minik yara.
Bağıramamaktan kısılmış sesim.
Yorgun göz altlarım.
Koşturmaktan bitkin düşmüş kalbimin sızısı.
Ellerime baktığımda kanlı bıçağı farkettim.
Merhem sürdüm yarama.
Bıçağı kenara kaldırıp körelmesini izledim.
Önce yara sonra her gün canımı yakan bıçak.
Öfkemle beraber küçücük oldular.
Meyve bıçağı gibi kaldı o bıçak gözümde.
Yaram ise kabuğundan kurtuldu.
Neredeyse izi bile geçecek.
Sabır ve birazcık da özenle.
Ve aynadan gözlerimi çevirirken
Kendimi büyümüş hissettim.
Geçmek üzere olan acılarım ve
Düşe kalka, yara izlerim ile.
"Yara aldığımız yerden büyüyoruz" dedim.
"Yaralar aldıkça yürüyoruz..."



