
Yarın Hak'kın divanına varınca Süleyman'dan hakkın alır karınca
Bu defa Filler sultanından hakkın almalı karınca. Her ne kadar zulmeden değişse de zulüm hep var. Her devrin Firavunu, Ebu Lehebi, Hitleri, Stalini var; Musa'sı (a.s), Şeyh Şamili, Gazalisi, Mehmet Akifi olduğu gibi... İman olduğu müddetçe küfrün olması da beklenir zaten değil mi ki isyankâr deyyus mühlet aldı, kıyamet gününe kadar o zavallıları yoldan çıkaracağım dedi. İman bir sonuç aslına bakarsak süreç elbette kıymetli ama İmanlı bir yaşam imanlı bir ölümle taçlandırılırsa zaferdir. Allah iman üzere bir ömür ve imanlı bir son nefes nasip eylesin.
Bugün naçizane inceleyeceğimiz kitap da sembolik anlatıma sahip distopya sayılabilecek bir “çocuk” edebiyatı. Kitabın “çocuk” edebiyatı kategorisinde yer alması da pek mantıklı değil ancak “masal” olarak da çok rahat pazarlanabilecek bir kitap. Yaşar Kemal’ in kaleminin yetkinliğinden olsa gerek bu tezatlık.
Kitabımızın öne çıkan karakteri kırmızı sakallı topal karınca iyiliği, hakkı, adaleti, diğerkâmlığı temsil ediyor. Aynı zamanda bilge kişiliği ve olaylara mantıklı yaklaşımı ile toplumun bilgeliği yerleştirdiği konumu da bize gösteriyor. Filler ile karıncalar arasında haber getirip götüren Hüd Hüd ise güç ve ihtiras karşısında dize gelen zayıf karakteri temsil ediyor. Çünkü Hüd Hüd kuşunu kitabın başında karıncaların düzeninden çok etkilendiğini, onlara hayran kaldığını ve bu karıncaların çalışkanlığını filler sultanına övdüğünü görüyoruz. Aynı kuşu daha sonra karıncaları fillere karşı kışkırtırken görüyoruz. Ahlâki anlamda kuşun haber taşıması kabul edilir değil hele de sömürü düzenli bir hiyerarşinin oturan bir parçası olmak resmin bütününü tamamlamak kadar zalimce.
Filler sultanı ise bir diğer kesim: Baskının, Faşizmin, İhtirasın sembolü. Ancak filler bir o kadar da doyumsuz öyle ki kurulu harika bir düzenleri varken karıncaların köyüne hükmetme ihtirasına kapılıp karıncaları boyundurukları altına almaya karar veriyorlar. Karıncaları ikna etmek için filler adımlarını buz üstünde atıyor. Aslında burası baskıcı bir yönetimin halkı etkisi altına alacakken attığı adımların aynısı. İlk hamle: Karıncaların da aslında fil olduğuna ikna etmek. “Her karınca bir fildir.” Vaadi siyasetçilerin hepimiz kardeşiz nidalarıyla ne kadar da benziyor. İkinci adım: karıncaları değişimin zorunluluğuna ikna etmek. Aslında sorun olmayan durumları önce sorun olarak gösterip sonra da sorunu çözen kahramanlar gibi kendini gösteren siyasetçileri yine anmadan edemeyeceğim. Üçüncü adım: hümanist gibi görünüp savaşı önlemek(!). Karıncaları önce savaşın kötülüğüne ikna edip ardından iç savaşla etkisi altına almaları da yine hümanist maskeler altında yıllarca Afrika ülkelerini sömüren Amerika’yı , Doğu Türkistan'ı kimliksizleştirmek ve inançsızlaştırmak için yıllardır zulmeden Çin Komünist hükümetini anımsattı.
Peki bu karıncalar bağımsızlığını nasıl ilan edecek? Orantısız bir güç dağılımı varken yapılacak tek şey neyse onu yapacaklar: Akıllarını kullanacaklar. Filler tahtlarına yerleşedursun, karıncalar kırmızı sakallı topal karıncayı dinlememelerinin başlarına getirdiği musibetleri görünce artık karşı çıkmanın anlamsız olduğunu anlamıştı. Öyle ki kırmızı sakallı topal karıncanın planını uygulayabilmek için yer yüzündeki bütün karıncalar birlik olmuş. Yer altından oyuklar açıp fillerin sarayının zeminini çürütüp, başlarına yıkmışlar. Ülkelerini korumak için ölümü dahi göze alıp sonunda filler sultanını devirmeyi başarabilmişler.
Sömürü altında kalmış pek çok ülkeye baktığımızda imkansızlıkların yanı sıra birliktelik göremiyoruz. Oysaki tarihten de gördüğümüz üzere bağımsızlık önce karşı çıkmakla sonra dayanışma ile kazanılır. Tabii önce karşı çıkaracağımız kişileri, durumları, ideolojileri kavrayabilmemiz lazım.
“Hiçbir karıncaya göz açtırmayacak, bir tek sözcük düşündürmeyecek onlara oyuncaklar bulmalıyız. Karıncalar eğer düşünecek olurlarsa erinde gecinde bu özgürlük düzeninden kurtulmanın bir yolunu bulurlar. Düşünce için bu dünyada her şey sonsuzdur. Karınca da olsa düşünce bir gün bir yolunu bulup fili yener. Onun için bizler karıncaların en küçük bir düşüncesine izin vermeyeceğiz. İzin vermemek için de kafamızı çatlatıp, bütün filler ve hüd hüdler, sarıca karıncalar, yani tekmil biz sömürücüler, yok yok özgürlükçüler, onlar kıyamete kadar düşünmesinler diye yeni icatlar bulacağız.”
Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal Karınca, Yaşar Kemal (s.56)



