
Koyu bir karanlık çökmüş üstümüze
Bastırdıkça bastırıyor.
Göz gözü görmüyor,
Yüz yüzü tanımıyor,
Herkes dalmış kendi âlemine
Kimlikler önemsiz, “benlikler" özne.
Hissizlik çölünde sürüklenip gitmekten
Merhamet silinip gitmiş yüreklerden,
Göz pınarlarının kesilmiş suyu
Vicdanlar kuru, duygular kupkuru.
Akmıyor artık coşkun ırmaklarımız,
Ötmüyor kuşlar viraneye dönen bahçelerde.
Her yerde kan, her yerde gözyaşı
Arşa ulaşan mazlumun ahına karşı,
Kulaklar tıkalı, gözler kapalı.
Merhamet;
Bir bebeğin gözlerinde hapsolmuş,
Bir annenin kanayan yüreğinde kor olmuş.
Anlamak, anlaşılmak hayal olmuş
İnsanlık yalan olmuş, ziyan olmuş.
Gözler semada, bakışlar mahzun
Günahların ağırlığı ezerken ruhları,
Mevla’ya yönelmiş gönüller meftun.
Eller duada, diller duada
O yalvaran kullarını çevirmez asla.
Bir haber bekleniyor göklerden, bir muştu
Önce kalpleri sonra bütün kâinatı,
Kirlerden arındıracak bir can suyu.
Yağ yağmur; rahmetinle, bereketinle yağ!
Yağ ki temizlensin bütün kötülükler.
Sona ersin acılar, üzüntüler…
Kirli vicdanlara, kirli zihinlere yağ!
Filizlensin yeniden ümit tohumları
Zemheri ayazda açsın kardelenler,
Yağ ki ab-ı hayatınla tazelensin ruhlar
Rahmet damlaları söndürsün
Yürek yangınımızı ebediyete kadar.
Bahçelerimiz baharla dolsun,
Gönüllerimiz gülistan olsun,
Rahmetinle, bereketinle yağ!



