
Çok hayalim var. Gerçekleşen ve üzerine hep koymak istediğim türden.
Ben şunu da yapayım, şuradan da yürüyüp şu çiçekten de alayım dediğimde, o çiçeği koparmayıp da yenisini ben dikeyim, onu ben besleyeyim diye planlar yaptığımda...
Çiçek yetiştirmenin ne kadar zaman aldığını fark ediyorum.
Hayallerim büyüyüp de dağ oluyor gözümde. O dağda birleşip de kara bulutlar peydah ediyor renkler.
Bu renkten de dikeyim bu renkten de dediğim çiçekler, sarmaşık olup boğmaya geliyor beni. Her birini dikmek istediğimden her biri mi alınmış nedir? Birleşip de üstüme geliyorlar. Fazla sevmek suç oluyor.
Sonra, "Planlarımı bir bir bir gerçekleştireyim, o çiçekler bir bir dikilsin." diyorum;
Bir seferliğine dahi olsa tek renk bana yetmiyor.
"Ben sadece yeşil değilim, sadece pembe değilim. Sadece beyaz, sadece mavi, sadece siyah..."
Çiçekler beni sarmaşıklarıyla boğmaya geldiğinde, söylediğim sözler bunlar!
Beni kendilerinden saymayan, kalıplarına girmediğimi fısıldayanlara haykırdıklarım.
Ben sadece siz değilim.
Benim başka başka desenlerim, örüntülerim var.
Yürüdüğüm yolların izleri, yaşadığım evlerin kokusu var üzerimde.
Her biri kilimime bir başka desen işledi.
Sürekli hissettiğim duygularım, sürekli döndüğüm insanlarım ise örüntülerimi oluşturdu.
Her birinin emeği öyle çok ki.
Renklerimi değiştirmek isteyenlerle bozuşurum.
Ben onlarla boğuşurken; bozulan tablolarım, dağılan renklerim olur.
Onlarla bozduğumu sonra oturur kendim toplamaya çalışırım.
Ben kendimi böyle bulurum:
Ruhumun odalarını başkalarıyla dağıtır, kendi başıma düzenlerim.
Başta kendime ne kadar kızsam da "Bana göre" derim,
Bana göre;
Ben büyüğüm, içimde taşıdığım karışık yumaklarım, peşlerinden koşan yavru kedilerimle.
Ben güçlüyüm, içimde kopan en küçük gök gürültüsünde masanın altına saklanan, hıçkırıklara boğulan o sulugöz kızla.
Ben kararlıyım, en basit seçimlerinde bile iki arada bir derede kalan halimle.
Bunca zaman hayalini kurduğum o yollara çıkmaya bugün bu kadar yaklaşmışken,
Kendimi küçük, güçsüz ve kararsız görmekte hata yapıyorum.
Hata yapıyorum ben.
Evet durup dinlenmek bilmeden, ders çıkarmaya bile zaman bırakmadan.
Hatalarımı fazla tutuyorum:
Elinden tutup da kaldırmam gereken çocuklarımlar sanki.
Ama bunlar bir daha bir daha düşüyor!
Bazılarını defalarca tutup kaldırdığımı biliyorum. "Neden uslanmıyorlar ki!" diyorum kendi kendime.
Sonra, yaramaz çocukların daha zeki olduğunu telkin ederken buluyorum kendimi.
Her düşüşlerinde diğerlerinden çok kazanımla, daha güzel kalkacaklarını.
Evet,
Hayalimdeki çiçekleri başkalarından koparmadan kendim yetiştirme isteğimi anlattım,
Hatalarımı bıkıp usanmadan kaldırma çabamı...
Beni besleyen, düştüğüm yerden kaldıran düşüncelerim de bunlar.
Hayallerime, daha iyi bir bana çıkan yolda yüzümü ileriye döndüğüm, hatırı sayılır bir adım attığım düşünceleri...



