
Sevgisiz büyümüş insanlar, sevildiklerini hissettikleri ilk anda büyük bir yadırgamaya düşerler. Duyacağınız ilk şey, "Ben bu kadar ilgiye alışık değilim!" olur. Çünkü hayatları boyunca sevilmemiş belki de hep küçümsenmiş, dışlanmışlardır.
Böyle insanları sevgiye alıştırmaya çalışmak, en büyük yanılgıdır. Öyle ki bir dikeni her ne kadar bir gülmüş gibi sevmeye çalışsanız da o diken yine de sizin ellerinizi, parmaklarınızı kanatmaya devam ediyor olacaktır. Onu bunun için suçlamak ne kadar doğru olur tartışılır. Çünkü bu zamana kadar o dikeni sizden başkası okşamaya çalışmamış, sevmemiş; o dikene bir mana yüklememiş, değer vermeye tenezzül bile etmemiştir. Ama siz herkesten her şeyden farklı düşünmüş belki de sevgisizlikden dikene dönüşmüş; duygusuz, ruhsuz birini dikenlerinden ayıklamaya çalışmışsınızdır.
Başlarda başarıyorum hissine kapılmış olmanız mümkündür. Bu his sizi güdümler ve kendinizi daha fazla bir çapa içerisine sürükler ve aşırı vericiliğin dengesizliğiyle tökezlersiniz. Bu tökezleme her ne kadar kötü bir durummuş gibi görünüyor olsa da nefes almak için en iyi fırsattır. Bu ana kadar koşuyor olmak; sizin kendinizi unutmanıza neden olmuş belki soluklanmayı bile kendiniz için akıl edememiş, düşünememişsinizdir. Bu tökezleme, bu süreçte olabileceğiniz hem en iyi hem de en kötü konumda olduğunuz durumdur. Her şeyin farkına varacağınız, değmiyor olduğunu anliyacağınız, kendinize dur diyeceğiniz an; o tökezleme anıdır.Tabi ki belki kiminizin tekrardan koşmaya, haddinden fazla kendinden vermeye, devam etmeyi seçecek olma ihtimali olasıdır. Yeni yeniden tökezleyene kadar. Bu durum belki 1 belki 2 belki 3, 5, 8 belki bedeninizden ruhunuza kadar hasar alıp tekrardan yeniden kalkabilmeye mecalinizin kalamıyacağı ana kadar devam edecektir. Sonuç; koca bir beden yığını, koca bir ruh yığınıdır. Velhasıl kelam ki penceresi sevgiye açılmayan hiç bir kalbin çiçeği olmaya çalışmayın.



