
(Bu izler olduğu gibi kalmayacak sanıyorsun ama hayır sen kaydedemesen de varoluşun derinlerinde, bir yıldız tozunda...)
Sembolize etmek, gömlekler giydirmek... Bazı zaman o gömleklere sığamazken bazı zaman birkaç beden büyük geliyorlarken bunu yapıyorsun. Ve o gömleklere göre kendine küçük veya büyük gibi tanımlar getiriyorsun. O gömleklerin doğru dikildiği veyahut o gömleği doğru zamanda giydiğin ne malûm?
En son ne zaman gömlek giydirmedin kendine?Hatırlamıyorsun bile... Kendini kalıplara uydurmak yerine kendi kalıbını sevip onunla yaşasan... Hani kalıpların bir önemi olmasa diyorum. Kalıp insanın kendi olsa. O şey (kalıp, gömlek) seni sıkıyorsa ona istediğin bir isim takabilsen... Nesnel olmayı en azından hayal kurarken bırakabilse insan ve öznesinin ne kadar biricik, öznelliğinin ne güzel olduğunun ellerinde tutsa... Kendi değilmiş gibi hissetmese.. Mesela bir cümle kurarken bile büyük harflere, virgüllerin yerine cümlenin sonuna üç nokta mı, nokta mı yoksa ünlem mi koyacağına bu kadar yormasa kendini...
özgür olsa?
ÖZgür olsa...
ÖZGÜR olsa!
özGÜR olsa.
Kelimelerini bu kadar seçmesi gerektiğiyle değil de... (değil de demeyip kendini hiçbir şeye mecbur etmese)
Yorulunca dinlense, yorulduğuna değeceklere yorulsa, eziyet etmese;
kitapları, hayatları, eflatun göklü akşamüstlerini, simsiyah ama yalnız tek bir yıldızı olan geceleri, masmavi gökte sarı sarı çiçek kokan güneşi, yere düşen saatleri, özlediği arkadaşlarını ruhuna sarsa...
İkbal RanaBOZKURT
Resim:Mirac Ali TAŞ



