Deneme

İCAT ÇIKARTMA BAŞIMIZA

Aralık 20232. Sayı2 dk okuma
Dergide okuMetne geç
KELİMELERE KULAK VERİN

Sesli okuyucu

Sesli okuyucu hazırlanıyor…

Fotoğraf:Zehra ULUBABA
Fotoğraf:Zehra ULUBABA

"İcat Çıkartma Başımıza"

Cümlesini başımıza klavye icadını çıkaran birilerinin sayesinde yazdım az önce.

Bir tuşa bastım ve bir sürü insanla paylaştım içimden geçenleri.

Belki bir gün ansızın oturuverirken zihninde çakan bir kıvılcımı aleve dönüştüren bir cesur sayesinde.

Başımıza öyle güçlü icatlar çıkarıldı ki ne zaman başımızı çevirip etrafa baksak sahip olduğumuz her şeyde "eski köye yeni adet getiren birilerinin" parmağı var.

Yürüdüğümüz yolda, oturduğumuz bankta, sevdiklerimizi hayata bağlayan bir icatta... Kısacası her yerde ve her zamanda.

Ama bu gerçek gözlerimizin önünde olmasına rağmen

büyüklerimizin zamanında söylediği "İcat çıkartma başımıza" sözünü;

hayatımızda bir risk almamız gerektiğinde veya bize verilmiş düzeni bozma pahasına bir adım öne çıkmamız gerektiğinde sıklıkla kendi kendimize söyler ya da çevremizden duyarız.

Biz insanlar, merak duygusu ile yaratılmış varlıklarız.

Bu yaradılış gereği sorgular, düşünür ve hayal ederiz.

Bugüne kadar hanginiz oturup "Ya şu şöyle olsa ne güzel olurdu" demedi?

Kaçımız kendi aklına daha önce gelen o muhteşem fikre, önünden geçtiği bir rafta ansızın rastlamadı?

Ürünün altında ise kendi ile aynı şeyi düşünen başka bir beynin imzası.

Ne farkı vardı ki o imzayı atan eller ile bizimkilerin arasında?

Aslında, cevap basit.

"Cesaret ve özgüven". Hayallerine, onları gerçekleştirecek riskleri alacak kadar güvenebilecek düzeyde bir özgüven farkı vardı arada.

Ve başına icat çıkararak o rahatını bozma riskini alabilecek kadar "cesaret".

Dünyanın varoluşundan bu yana insanlar düşündü , hayal etti.

Kimisi denedi kimisi yanıldı kimisi kazandı.

Kimisi ise hayallerini altına süpürdüğü rahat koltuğuna kurulmaya devam etti.

Evet, deneyenler bazen yanıldı bazen kaybedip hüsrana uğradı.

Ama sonuç ne olursa olsun başına icat çıkartmayan o kitle, daima olduğu yerde saymaya devam etti.

Doğuştan kendine verilen zihni çürüterek ve kısa süreli o rahata kendini teslim ederek yaşadı gitti.

Ve herkesin mutlak sonu da kara toprak oldu.

Cesaret edenler, toprağın altında hareketsiz yatarken bile milyonlarca insanın hayatına dokundu.

Rahatına bakanlar ise yıllar hatıralarını silince toz olup unutuldu.

Belki de başımıza icat çıkartmak, bize bahşedilen mükemmel hayaller, zeka sağlık ve daha pek çok nimetin hakkını verebilmek adına boynumuzun borcu..

KALEMDAR · 2. SAYIBu yazıyı dergi içinde oku

Aynı raftan.

Deneme arşivi
İLAHİ KELAM'A HÜRMET: KURAN'A VE KUTSAL DEĞERLERE SAYGININ MÂNASI
Deneme14. Sayı

İLAHİ KELAM'A HÜRMET: KURAN'A VE KUTSAL DEĞERLERE SAYGININ MÂNASI

İkranur ÖZCAN

Kur’an-ı Kerim’e saygı duymak, İslam inancının ve Müslüman kimliğinin en temel yapı taşlarından biridir. Bu saygı, sadece fiziksel bir kitaba gösterilen hürmetin ötesinde,…

Yazıyı oku 5 dk okuma
Fotoğraf:Zehra Ulubaba
Fotoğraf:Zehra Ulubaba
Deneme14. Sayı

MEDENİYET DEDİĞİN TEK DİŞİ KALMIŞ CANAVAR

Zehragül GÖLCÜK

İçinde yaşadığımız çağı moderniyet ve medeniyet övgüleri ile yücelterek insanlığa iğreti bir hediye gibi sunan zihniyettedir nefretim. Ki bu modern dünya; her türlü iğreti sürece…

Yazıyı oku 3 dk okuma
Fotoğraf: Melike GÖKDUMAN
Fotoğraf: Melike GÖKDUMAN
Deneme14. Sayı

KENDİNE HAKSIZLIK EDİYORSUN

Gecenin Kemanı

Değerli okuyucu, selam. Bugün benim iç mülahazalarıma konuk olacaksın. Çünkü senden, klavyemden ve ekranımdaki ışıktan başka kimse yok beni dinleyecek bu gecenin karanlığında. Ben…

Yazıyı oku 2 dk okuma