
Bu anlamsızca çaba sarfettiğim hayatımda ilk defa cesaretimi toplayıp "Neden?" diye soracağım. Dağlara soracağım, kuşlara soracağım, gördüklerime, görmediklerime, her taşın altındakine dahi soracağım. Ta ki soracak bir 'Neden' bile kalmayana kadar.
Tıp fakültesinde üçüncü yılımdayım. Evet nedenini bilmediğim nedenlerden dolayı üç yıldır tıp okuyorum. Yanlış anlamayın tıp okumamın nedenlerini biliyorum, kendimce nedenlerim var elbette. Ama bu nedenlerin nedenini bilmiyorum. Biri bana “Neden tıp okuyorsun?” diye sorsa, hemen cevap veririm: 'İnsanlara faydalı olmak için.' Ama sonra biri çıkar da 'Peki neden insanlara faydalı olmak istiyorsun?' dese, dilim tutulur.
Niçin bu kadar çalışıyorum? Neden bu kadar yoruluyorum?
Cevabı çok anlamsız: Nedenini bilmediğim nedenler için…
Sanırım sancımı az çok anladınız: Benim bir hayat nedenim yok. Beni dersten, mesleğimden, hayatımdan alıkoyan sancım bu işte: Nedensizlik. Hayatımda uğruna yaşayacağım bir nedenim yok. Koca bir okyanusta, rüzgarın insafına bırakılmış bir gemi gibiyim; ilerlemek için hiçbir nedenim yok.
Ne güzel demiş bir şair:
'Nereye baksam aynı ağaçlar
Nereye gitsem aynı yollar
Güneş hep aynı yerde
Gece hep aynı saatte'
Tıp sevgim, çalışmam, okuduklarım hepsi anlamsız bir yorgunluğa dönüşmüştü çünkü bir nedeni yoktu benim için. Çile gibiydi sabahları uyanmak, her nefesim bedenimi yormaktan başka bir şey yapmıyordu.
Bu nedensiz bölümü terk etmek tek mantıklı yol gibiydi... Ta ki onu bulana kadar: ...
Boşuna merak etmeyin, size söylemeyeceğim. Ama bilmenizi isterim ki artık tüm varlığjm ile tıp okumak istiyorum.
Tıp; nedensizce bir araya gelmiş atom yığınlarının, nedenini bilmeden diğer atom yığınlarına yaptığı bir dizi olaydan çok daha fazlası. O beni hayatımın nedeniyle tanıştıran eşi benzeri olmayan bir yol.
Artık tıp benim için; onu tanımanın, ona yaklaşmanın yollarından biri. Bedenin sırlarını çözmeye çalışırken aslında O’nun incelikleriyle tanışıyorum. Her damar, her hücre, her nefes - hepsi bana onu anlatıyor. Tıbbın her kapısında onun bir ismi gizli: bilgide, faydada, şifada, sabırda, merhamette…
Artık her tedavi ettiğim insanın yüzünde onu görüyorum, her okuduğum kitapta onu tanıyorum, her zerrede onu düşünüyorum.
Velhasılı kelam nedeni olmadan bu hayatın bir değeri yok.
Bu anlamsızca çaba sarfettiğim hayatımda ilk defa cesaretimi toplayıp "Neden?" diye soracağım. Dağlara soracağım, kuşlara soracağım, gördüklerime, görmediklerime, her taşın altındakine dahi soracağım. Ta ki soracak bir 'Neden' bile kalmayana kadar.
Tıp fakültesinde üçüncü yılımdayım. Evet nedenini bilmediğim nedenlerden dolayı üç yıldır tıp okuyorum. Yanlış anlamayın tıp okumamın nedenlerini biliyorum, kendimce nedenlerim var elbette. Ama bu nedenlerin nedenini bilmiyorum. Biri bana “Neden tıp okuyorsun?” diye sorsa, hemen cevap veririm: 'İnsanlara faydalı olmak için.' Ama sonra biri çıkar da 'Peki neden insanlara faydalı olmak istiyorsun?' dese, dilim tutulur.
Niçin bu kadar çalışıyorum? Neden bu kadar yoruluyorum?
Cevabı çok anlamsız: Nedenini bilmediğim nedenler için…
Sanırım sancımı az çok anladınız: Benim bir hayat nedenim yok. Beni dersten, mesleğimden, hayatımdan alıkoyan sancım bu işte: Nedensizlik. Hayatımda uğruna yaşayacağım bir nedenim yok. Koca bir okyanusta, rüzgarın insafına bırakılmış bir gemi gibiyim; ilerlemek için hiçbir nedenim yok.
Ne güzel demiş bir şair:
'Nereye baksam aynı ağaçlar
Nereye gitsem aynı yollar
Güneş hep aynı yerde
Gece hep aynı saatte'
Tıp sevgim, çalışmam, okuduklarım hepsi anlamsız bir yorgunluğa dönüşmüştü çünkü bir nedeni yoktu benim için. Çile gibiydi sabahları uyanmak, her nefesim bedenimi yormaktan başka bir şey yapmıyordu.
Bu nedensiz bölümü terk etmek tek mantıklı yol gibiydi... Ta ki onu bulana kadar: ...
Boşuna merak etmeyin, size söylemeyeceğim. Ama bilmenizi isterim ki artık tüm varlığjm ile tıp okumak istiyorum.
Tıp; nedensizce bir araya gelmiş atom yığınlarının, nedenini bilmeden diğer atom yığınlarına yaptığı bir dizi olaydan çok daha fazlası. O beni hayatımın nedeniyle tanıştıran eşi benzeri olmayan bir yol.
Artık tıp benim için; onu tanımanın, ona yaklaşmanın yollarından biri. Bedenin sırlarını çözmeye çalışırken aslında O’nun incelikleriyle tanışıyorum. Her damar, her hücre, her nefes - hepsi bana onu anlatıyor. Tıbbın her kapısında onun bir ismi gizli: bilgide, faydada, şifada, sabırda, merhamette…
Artık her tedavi ettiğim insanın yüzünde onu görüyorum, her okuduğum kitapta onu tanıyorum, her zerrede onu düşünüyorum.
Velhasılı kelam nedeni olmadan bu hayatın bir değeri yok.
SON
Alıntılar,duyurular,yazar ve görsel alımları ve çok daha fazlası için bu yazıya tıklayın



